HMK Madde 240/2'deki 'Tanık gösteren taraf, tanık dinletmek istediği vakıayı ve dinlenilmesi istenen tanıkların adı ve soyadı ile tebliğe elverişli adreslerini içeren listeyi mahkemeye sunar. Bu listede gösterilmemiş olan kimseler tanık olarak dinlenemez ve ikinci bir liste verilemez' hükmü, Yargıtay'ın 'ön inceleme duruşması' (HMK 140) ve 'delil toplama' (HMK 145) aşamalarıyla ilgili yorumları bağlamında nasıl bir esneklik kazanmaktadır? Ön inceleme duruşmasından önce verilen kesin sürelerin hukuki sonuçlarını tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #200659

HMK Madde 240/2, tanık listesinin içeriğini ve 'ikinci bir liste verilemez' kuralını düzenleyerek yargılamayı disipline etmeyi amaçlar. Ancak Yargıtay, bu kuralı HMK'nın genel sistematiği ve adil yargılanma hakkı çerçevesinde yorumlayarak bazı esneklikler getirmiştir. Özellikle 'ön inceleme duruşması' ve 'sonradan delil gösterme' imkanları bu esnekliğin kaynağıdır. **Yargıtay'ın Esneklik Kazandıran Yorumları:** 1. **Ön İnceleme Duruşmasının Rolü (HMK 140/1, 320/2):** HMK'nın yargılama sistematiğinde ön inceleme, uyuşmazlık konularının netleştirildiği, tarafların iddia ve savunmalarının anlaştıkları/anlaşamadıkları noktalarının belirlendiği kritik bir aşamadır. Yargıtay, delil sunma zamanının bu aşamayla ilişkilendirilmesi gerektiğini belirtir: * **Yargıtay 22. Hukuk Dairesi'nin 2017/27164 E., 2020/2062 K. ve 2017/5707 E., 2017/4669 K. sayılı kararları:** Bu kararlarda, 'Uyuşmazlık konularının tespit edilmesinden önceki bir aşamada, tarafların tanık listesi sunmalarını beklemek doğru değildir. Bu halde, tanık deliline dayanmış ve fakat tanık listesi sunmamış tarafa, tanık listesi sunması için kesin sürenin ön inceleme sonunda verilmesi gereklidir.' denilmiştir. Bu, tanık listesi sunmak için verilen kesin sürenin, genellikle ön inceleme duruşmasından sonra, çekişmeli vakıalar belirlendikten sonra verilmesi gerektiğini ifade eder. 2. **Tensip Zaptıyla Verilen Kesin Sürelerin Hukuki Sonucu:** Yargıtay'ın yukarıda bahsedilen kararları, 'Tensip zaptında bu yönde verilen kesin süre hukuki sonuç doğurmayacaktır' şeklinde net bir ilke ortaya koyar. Bunun anlamı, dava açıldığında, uyuşmazlık henüz tam olarak belirlenmeden ve ön inceleme yapılmadan tensip zaptıyla tanık listesi için verilen kesin süreye uyulmaması halinde, tarafın tanık delili sunma hakkının ortadan kalkmadığıdır. 3. **Sonradan Delil Gösterilmesi (HMK 145) ve Hukuki Dinlenilme Hakkı (HMK 27):** * HMK 145, 'bir delilin sonradan ileri sürülmesi yargılamayı geciktirme amacı taşımaması veya ilgili tarafın kusurundan kaynaklanmaması' halinde delil gösterilmesine izin verir. Bu, ikinci tanık listesi yasağının esnetildiği bir başka durumdur. * Yargıtay, hukuki dinlenilme hakkını (HMK 27) daima gözetir. Bu hak, tarafların 'açıklama ve ispat hakkını' içerdiğinden, sırf şekli eksiklikler nedeniyle maddi gerçeğe ulaşmayı engelleyecek şekilde delil sunma hakkının kısıtlanmasını doğru bulmaz. * **Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2020/605 E., 2022/264 K. sayılı kararı:** Bu kararda, dava dilekçesinde soyut olarak tanık deliline dayanan davacının, ön incelemede uyuşmazlık tespit edildikten sonra tanıklarını bildirebileceği ve dinlenmesi gerektiği belirtilmiştir. Tanık dinletme talebinin reddi, hukuki dinlenilme hakkının ihlali olarak kabul edilmiştir. **Mahkemenin Kararı ve Hukuki Sonuç:** Yukarıdaki kararda, mahkemenin tensip zaptıyla verilen kesin süreye uyulmadığı gerekçesiyle davalı tanıklarının dinlenmesini reddetmesi, Yargıtay'ın bu konudaki yerleşik içtihatlarına aykırıdır. Mahkeme, uyuşmazlık konuları netleşmeden verilen kesin süreyi bağlayıcı kabul etmiş ve davalının ispat hakkını kısıtlamıştır. Bu durum, 'eksik inceleme' ve 'hukuki dinlenilme hakkının ihlali' olarak değerlendirilecek ve Yargıtay tarafından kararın bozulmasına yol açacaktır. Maddi gerçeğe ulaşmak ve adil yargılanmayı sağlamak adına, tanıkların dinlenmesi ve delillerin bir bütün olarak değerlendirilmesi esastır.