Bir davada, davacı tanık listesini süresinde sunmamış, ancak duruşma günü mazeretsiz olarak hazır bulunan tanığını dinletmek istemiştir. Mahkeme, davacının süresinde tanık listesi sunmadığı gerekçesiyle tanığın dinlenilmesi talebini reddetmiştir. Bu kararı, HMK Madde 243/1'deki 'hazır bulundurulan tanık' kuralı ve Yargıtay'ın hukuki dinlenilme hakkı (HMK 27) bağlamındaki içtihatları çerçevesinde değerlendiriniz. Mahkemenin bu kararı hukuka uygun mudur? Nedenleriyle açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #200640

Mahkemenin bu kararı, HMK Madde 243/1 ve hukuki dinlenilme hakkı bağlamındaki Yargıtay içtihatları dikkate alındığında hukuka uygun değildir. **HMK Madde 243/1'in Kapsamı:** HMK Madde 243/1, tanıkların dinlenilmesi usulünü düzenler ve üç temel ilkeyi barındırır: 1. **Tanık Davetiye ile Çağrılır:** Aslolan, tanıkların mahkeme tarafından tebligat yoluyla çağrılmasıdır. 2. **Hazır Bulundurulan Tanık Dinlenir:** 'Ancak, davetiye gönderilmeden taraflarca hazır bulundurulan tanık da dinlenir.' Bu, tarafların kendi insiyatifiyle tanığı duruşmaya getirmesi halinde dinlenmesi gerektiğini ifade eder. 3. **Kesin Süreye Rağmen Hazır Bulundurulan Tanık:** 'Şu kadar ki, tanık listesi için kesin süre verildiği ve dinlenme gününün belirlendiği hâllerde, liste verilmemiş olsa dahi taraf, o duruşmada hazır bulundurursa tanıklar dinlenir.' Bu son fıkra, kesin süreye uyulmamış olsa bile, eğer tanık duruşma günü hazırsa, dinlenmesi gerektiğini emreder. **Hukuki Dinlenilme Hakkı (HMK Madde 27) ve Yargıtay Yaklaşımı:** Hukuki dinlenilme hakkı, tarafların yargılamayla ilgili bilgi sahibi olma, açıklama ve ispat haklarını kapsar. Bu hak, adil yargılanma hakkının temel bir unsuru olup, tarafların delil sunma imkanlarının gereksiz yere kısıtlanmamasını gerektirir. Yargıtay, HMK 243/1 hükmünü, hukuki dinlenilme hakkının bir güvencesi olarak yorumlamaktadır. Metindeki emsal kararlar bu durumu açıkça ortaya koymaktadır: * **Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2016/19639 E., 2018/7482 K. sayılı kararı (Boşanma Davası):** Bu kararda, 'Her ne kadar davacı kesin süre içinde tanık listesini vermemiş ise de; davacı vekili ön incelemeyi izleyen tahkikat duruşmasında mazeret bildirmiş olup mazereti kabul edildiğine ve takip eden celsede de tanıklarının hazır olduğunu belirttiğine göre, HMK’nın 243. maddesinde düzenleme gereğince tanıkların dinlenip, bütün deliller birlikte değerlendirilerek sonucu uyarınca bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile hüküm tesisi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.' denilmiştir. Mahkeme, tanıkların hazır edilmesi konusunda süre veremeyeceği gibi, yasal dayanağı bulunmadığı halde taraflara tanıklarını duruşmada hazır bulundurma yükümlülüğü de yükleyemez. Ancak hazır edilmişlerse dinlemelidir. * **Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2016/18794 E., 2018/6787 K. sayılı kararı (Boşanma Davası):** Bu kararda da, davacı-karşı davalı kadının dinlenmeyen tanıklarının hazır edilmeleri halinde dinlenmelerine karar verilmiş, ancak hazır edilmedikleri için dinlenmemiştir. Yargıtay, bu durumda 'Hukuk Muhakemeleri Kanununun 240/3. maddesi uyarınca dinlenmeyen tanıkları … ve …‘in adreslerini bildirmek üzere işin niteliğine uygun kesin süre verilmesi, bu süre içerisinde adres gösterilmemesi halinde vazgeçmiş sayılacağına karar verilmesi, adres gösterilmesi halinde ise bu tanıklar ile birlikte adresleri bildirilen tanıklar … ve …‘nın da usulüne uygun çağrılarak dinlenildikten... sonra karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.' şeklinde karar vererek, tanık dinlenmemesini hukuki dinlenilme hakkı ihlali saymıştır. **Sonuç:** HMK 243/1'in lafzı ve Yargıtay'ın istikrarlı uygulaması gereğince, eğer bir taraf tanık listesini süresinde sunmamış olsa bile, tanığını duruşma günü hazır bulundurmuşsa ve yargılamayı uzatma amacı yoksa, mahkeme bu tanığı dinlemek zorundadır. Mahkemenin tanığı dinlemeyi reddetmesi, tarafların ispat hakkını ve dolayısıyla hukuki dinlenilme hakkını kısıtlar. Bu durum, 'eksik inceleme' teşkil eder ve Yargıtay tarafından bozma nedeni olarak kabul edilir. Usul ekonomisi önemli olsa da, adil yargılanma ve maddi gerçeğe ulaşma ilkesi önceliklidir.