Bir inşaat mühendisi, bir alacak davasında bilirkişi olarak görevlendirilmiştir. Dosyadaki uyuşmazlık, taraflar arasındaki sözleşmenin hukuki niteliği, sözleşmenin geçerliliği ve uygulanması gereken faiz oranı üzerinedir. İnşaat mühendisi, sunduğu raporda, sözleşmenin kira sözleşmesi değil, eser sözleşmesi olduğunu, belirli hükümlerinin ahlaka aykırı olduğunu ve uygulanması gereken faiz oranının yasal faiz olması gerektiğini belirtmiştir. Bu durumu HMK Madde 266'nın 'bilirkişiye başvurulmasını gerektiren haller' ve 'hukuk öğrenimi görmüş kişiler' hükmü bağlamında değerlendiriniz. Mahkemenin bu rapora dayanarak hüküm kurması hukuka uygun mudur? Nedenleriyle açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #200635

Bu durum, HMK Madde 266'nın yanlış uygulandığı tipik bir örnektir ve mahkemenin bu rapora dayanarak hüküm kurması hukuka uygun değildir. **Değerlendirme (HMK Madde 266):** 1. **Hâkimlik Mesleğinin Gerektirdiği Hukuki Bilgi:** HMK Madde 266/1, 'genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz' hükmünü amirdir. Olaydaki uyuşmazlık konuları şunlardır: * **Sözleşmenin Hukuki Niteliği (Eser/Kira Sözleşmesi):** Bu, tamamen hukuki bir niteleme olup, Borçlar Kanunu ve ilgili mevzuatın yorumlanmasını gerektirir. Hâkimin hukuk eğitimi ve tecrübesiyle çözmesi gereken bir sorundur. * **Sözleşmenin Geçerliliği (Ahlaka Aykırılık):** Bir sözleşmenin ahlaka aykırı olup olmadığı, Türk Borçlar Kanunu (TBK) ve genel hukuk prensipleri çerçevesinde hukuki bir değerlendirmeyi gerektirir. Bu da hâkimin alanıdır. * **Uygulanması Gereken Faiz Oranı:** Yasal faiz, temerrüt faizi gibi faiz türlerinin uygulanması ve oranlarının tespiti, kanun hükümleri (örn. TBK, Ticaret Kanunu, Yasal Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun) ve Yargıtay içtihatları çerçevesinde tamamen hukuki bir konudur. Bu konuların hiçbiri 'hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi' gerektirmez. Dolayısıyla, bu konularda bilirkişiye başvurulması HMK 266'ya aykırıdır. 2. **Bilirkişinin Uzmanlık Alanı:** Bilirkişi inşaat mühendisidir. İnşaat mühendisliği, yapı, inşaat teknikleri, maliyet hesaplamaları gibi konularda özel ve teknik bilgiye sahiptir. Ancak, sözleşmelerin hukuki niteliği veya faiz hesaplamaları gibi konularda hukuki uzmanlığı yoktur. Bir inşaat mühendisinin bu konularda rapor vermesi, HMK Madde 266/1'deki 'çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde' bilirkişiye başvurulabileceği ilkesine aykırıdır. 3. **'Hukuk Öğrenimi Görmüş Kişiler' Kuralı:** HMK 266'nın ek cümlesi 'Hukuk öğrenimi görmüş kişiler, hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığa sahip olduğunu belgelendirmedikçe, bilirkişi olarak görevlendirilemez' ilkesi, burada tersinden de bir anlam ifade eder: Hukukçu olmayan bir kişinin de hukuki konularda bilirkişi olamayacağını teyit eder. İnşaat mühendisi, hukuk öğrenimi görmemiş ve hukuki konularda uzmanlığı belgelendirilmemiş bir kişidir. **Yargıtay Uygulaması:** Yargıtay, bu tür durumlarda sürekli olarak bozma kararı verir. Metinde yer alan Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 2018/6005 E., 2018/14694 K. sayılı kararında zamanaşımı değerlendirmesinin hâkimce çözümlenmesi gereken hukuki bir mesele olduğu, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2014/7187 E., 2015/4144 K. sayılı kararındaki karşı oyda ise 'tüzel kişilik perdesinin kaldırılması' gibi hukuki değerlendirmelerin hâkimin görev alanına girdiği vurgulanmıştır. Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 2016/2376 E., 2017/2065 K. sayılı kararında, eser sözleşmesinde iş bedelinin belirlenmesi gibi 'teknik bir incelemeyi gerektiren' konularda 'işin uzmanı olan mimar bilirkişiden rapor alınması HMK’nın 266. maddesi gereğidir' denilerek doğru bilirkişi seçiminin önemi vurgulanmıştır. Bu durum, yanlış uzmanın yanlış konuda rapor vermesinin hukuka aykırı olduğunu açıkça göstermektedir. **Sonuç:** Mahkemenin, bir inşaat mühendisinden tamamen hukuki nitelikteki konularda rapor alması ve bu rapora dayanarak hüküm kurması, HMK Madde 266'ya, hâkimin hukuki yetkinliğine ve yargılamanın temel ilkelerine aykırıdır. Bu tür bir karar, yargısal denetime elverişli olmayacak ve Yargıtay tarafından 'eksik inceleme' veya 'yanlış bilirkişi seçimi' gerekçeleriyle kesinlikle bozulacaktır.