HMK m. 297/1-c, hükmün 'tarafların iddia ve savunmalarının özetini' içermesini zorunlu kılar. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 2018/15217 E. sayılı kararında, mahkemenin gerekçeli kararında bu dava ile ilgisi olmayan başka bir dosyanın dava ve cevap dilekçesini özetlemesi neden 'belgelendirmeyi bozucu' nitelikte görülmüş ve bozma sebebi sayılmıştır?
Bu durum, HMK m. 297'nin temel amaçlarından olan kararın 'doğruluğu', 'belirliliği' ve 'denetlenebilirliği' ilkelerinin ağır bir ihlalidir. Hükmün gerekçesi, o davaya özgü olmalıdır. Tarafların o davadaki iddia ve savunmalarını, sunulan delilleri ve yapılan yargılamayı yansıtmalıdır. Başka bir dosyaya ait özetlerin karara yazılması, şu sonuçları doğurur: 1) **Kararın Güvenilirliğinin Sarsılması:** Mahkemenin dosyaları karıştırdığını, davayı dikkatle incelemediğini ve özensiz davrandığını gösterir. Bu, yargı kararlarına olan kamu güvenini temelden sarsar. 2) **Denetim İmkansızlığı:** Yargıtay, kararı denetlerken, mahkemenin hangi iddia ve savunmaları değerlendirerek o sonuca ulaştığını anlayamaz. Gerekçe, dosyanın içeriğiyle tamamen uyumsuz olduğu için, hükmün maddi vakıalara ve hukuka uygun olup olmadığını denetlemek imkansız hale gelir. 3) **Hukuki Dinlenilme Hakkının İhlali:** Taraflar, kararın gerekçesine baktıklarında, kendi iddia ve savunmalarının değil, bambaşka bir davanın tartışıldığını görürler. Bu, mahkemenin kendi beyanlarını hiç dikkate almadığı anlamına gelir ve HMK m. 27'deki hukuki dinlenilme hakkının ihlalidir. 'Belgelendirmeyi bozucu' ifadesi, kararın, yapıldığı iddia edilen yargılamayı doğru bir şekilde belgeleyemediği, sahte veya yanlış bir yargılama izlenimi yarattığı anlamına gelir. Bu nedenle, esasa ilişkin diğer hususlar incelenmeden, bu ağır usul hatası tek başına bozma nedenidir.