Meşru savunmanın şartlarından olan 'savunmanın saldırgana karşı olması' ilkesi, saldırganın eylemine iştirak eden (örn. gözcülük yapan, yardım eden) diğer kişilere karşı yapılan savunmayı kapsar mı?
Evet, kapsar. 'Savunmanın saldırgana karşı olması' ilkesi dar yorumlanmamalıdır. Bu ilke, savunmanın, saldırıyla ilgisi olmayan masum üçüncü kişilere zarar vermemesi gerektiğini ifade eder. Saldırı, TCK'daki iştirak kuralları (m. 37-41) çerçevesinde bir bütün olarak değerlendirilir. Bir haksız saldırının gerçekleştirilmesine iştirak eden herkes (fail, azmettiren, yardım eden), o saldırının bir parçasıdır ve 'saldırgan' sıfatını taşır. Dolayısıyla, meşru savunma, sadece fiili saldırıyı gerçekleştiren kişiye karşı değil, saldırının gerçekleşmesine katkıda bulunan, saldırı birliği içinde hareket eden diğer iştirakçilere karşı da yapılabilir. Örneğin, A, B'nin evine hırsızlık için girerken, C de dışarıda gözcülük yapıyorsa, B'nin hem A'ya hem de C'ye karşı yapacağı orantılı savunma fiilleri meşru savunma kapsamında kalır. Çünkü C, gözcülük yaparak saldırıya yardım etmektedir ve saldırgan konumundadır. Önemli olan, savunmanın yöneldiği kişinin, o anki haksız saldırının bir parçası olmasıdır.