Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 2015/10807 E. sayılı kararında, mahkemenin, davalı vekiline 'gelecek celse tanıklarını hazır etmesi için kesin süre' vermesi ve hazır etmeyince tanıkları dinlememesi neden hukuka aykırı bulunmuştur? HMK m. 240, 243 ve 245 maddeleri çerçevesinde doğru usul ne olmalıydı?
Mahkemenin bu uygulaması iki temel nedenle hukuka aykırıdır: 1) **Tanığı Hazır Etme Yükümlülüğü Yüklenememesi:** HMK sisteminde, bir tarafın kendi tanığını duruşmada 'hazır etme' gibi bir yükümlülüğü yoktur. Bu, sadece bir imkan ve kolaylıktır. Tanık dinletmenin asli ve kural olan yolu, mahkemenin tanığı usulüne uygun olarak davetiye ile çağırmasıdır (HMK m. 243/1). Mahkeme, kanunda olmayan bir yükümlülüğü (hazır etme zorunluluğu) tarafa yükleyemez ve bu yükümlülük yerine getirilmedi diye tarafın ispat hakkını elinden alamaz. 2) **Kanuni Yolların Tüketilmemesi:** Davalı tanıklarından birine davetiye tebliğ edilememiş, diğeri ise tebliğe rağmen gelmemiştir. **Doğru usul şu şekilde olmalıydı:** a) **Adresi Bulunamayan Tanık İçin:** Mahkeme, davalı vekiline, tebligat yapılamayan tanığın yeni ve tebligata elverişli adresini bildirmesi için HMK m. 240/3 uyarınca 'kesin süre' vermeliydi. Bu süre içinde adres bildirilmezse, ancak o zaman o tanıktan vazgeçilmiş sayılabilirdi. b) **Davete Uymayan Tanık İçin:** Usulüne uygun davetiye tebliğ edilmesine rağmen mazeretsiz olarak duruşmaya gelmeyen tanık için, mahkemenin HMK m. 245 uyarınca 'zorla getirme' kararı vermesi ve gelmemesinin sebep olduğu giderlere ve disiplin para cezasına hükmetmesi gerekirdi. Mahkemenin, kanunun öngördüğü bu yolları tüketmeden, tarafa hukuki dayanağı olmayan bir 'hazır etme' görevi yükleyerek tanıkları dinlememesi, hukuki dinlenilme ve ispat hakkının (HMK m. 27) ağır bir ihlalidir ve bozma nedenidir.