HMK m. 297/2 uyarınca, hüküm fıkrasının infazda tereddüt uyandırmayacak şekilde açık olması gerekir. Bir boşanma davasında, ziynet alacağına ilişkin hüküm fıkrasında, 'davacının ziynet alacağı talebinin bilirkişi raporu doğrultusunda kabulüne' şeklinde bir ifade kullanılması neden bu kurala aykırıdır? Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2018/3849 E. sayılı kararında nasıl bir çözüm önerilmiştir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #200612

Bu tür bir ifade, HMK m. 297/2'nin 'açıklık' ve 'infazda tereddüt uyandırmama' ilkelerini doğrudan ihlal eder. Aykırılığın nedenleri şunlardır: 1) **Hükmün Belirsizliği:** Hüküm fıkrası, hangi ziynet eşyalarının, ne miktarda (gram, adet, ayar) ve ne değerde iadesine veya bedelinin ödenmesine karar verildiğini göstermemektedir. Kararı infaz edecek icra dairesi, sadece hüküm fıkrasına bakarak neyin tahsil edileceğini anlayamaz. 2) **Rapora Atıf Yasağı:** Hüküm fıkrası, kendi kendine yeterli olmalıdır. İnfaz için bilirkişi raporuna bakma zorunluluğu getirmek, hükmün açıklığı ilkesine aykırıdır. İcra memurunun bilirkişi raporunu yorumlama yetkisi yoktur. Yargıtay 2. HD'nin 2018/3849 E. sayılı kararında da bu durum eleştirilmiştir. **Doğru çözüm şudur:** Mahkeme, bilirkişi raporundaki tespitleri benimsiyorsa, bu tespitleri kendi kararı haline getirerek hüküm fıkrasına somut bir şekilde yazmalıdır. Örneğin: '1- 2 adet 22 ayar, 20 gram Adana burma bileziğin, 2- 5 adet çeyrek altının, 3- 1 adet evlilik yüzüğünün AYNEN İADESİNE, aynen iadenin mümkün olmaması halinde, toplam bedelleri olan X TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine' şeklinde, her bir eşyanın cinsi, niteliği, miktarı ve değeri (veya aynen iadesi) açıkça, sıra numarası altında ve tereddüde yer vermeyecek şekilde hüküm fıkrasında gösterilmelidir.