Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 2017/22202 E. sayılı kararında, mahkemenin bozma sonrası verdiği kararda, bozma kapsamı dışında kalan ve kesinleştiği belirtilen alacaklar hakkında 'karar verilmesine yer olmadığına' şeklinde hüküm kurması neden eleştirilmiştir? Bozma sonrası mahkeme nasıl bir hüküm kurmalıdır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #200600

Bu durumun eleştirilmesinin temel nedeni, Yargıtay'ın bozma kararının, ilk hükmü tamamen ortadan kaldırmasıdır. Bozma kararı ile birlikte, ilk hüküm hukuki geçerliliğini yitirir. Mahkeme, bozma kararına uyduktan sonra, sanki hiç karar verilmemiş gibi davayı yeniden ele alır ve davanın bütünü hakkında yeni bir hüküm kurmak zorundadır. Mahkemenin, bozma kapsamı dışında kaldığını düşündüğü talepler hakkında 'önceki karar kesinleştiğinden yeniden karar verilmesine yer olmadığına' demesi, hukuken ortadan kalkmış bir karara atıf yapması anlamına gelir ve usulen hatalıdır. Bu, HMK m. 297'nin gerektirdiği bütüncül ve tek bir hüküm oluşturma ilkesine aykırıdır. Doğru usul şudur: Mahkeme, bozma ilamına uyduktan sonra, bozma nedenleri doğrultusunda gerekli incelemeyi yapar. Nihai kararını verirken, bozma kapsamı dışında kalan ve doğruluğu Yargıtay tarafından zımnen kabul edilen kısımları da, ilk karardaki gibi aynen yeni hüküm fıkrasına yazar. Böylece, davanın tüm taleplerini içeren, tek, bütüncül ve infaza elverişli yeni bir karar oluşturulmuş olur. Yargıtay'ın 9. HD kararında bu usule aykırı davranılması, hükümde çelişki ve belirsizlik yarattığı için eleştirilmiş ve düzeltilerek onanmıştır.