Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/2301 E. sayılı kararında, HMK'nın sistematiği içinde delillerin kural olarak dilekçelerin teatisi (dava, cevap, cevaba cevap, ikinci cevap) aşamasında sunulması gerektiği belirtilmiştir. Bu kuralın, AİHS m. 6'da düzenlenen 'makul sürede yargılanma' hakkı ile ilişkisi nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #200593

Bu kural, AİHS m. 6'daki 'makul sürede yargılanma' hakkının hayata geçirilmesini sağlayan en önemli usuli araçlardan biridir. İlişki şu şekilde kurulabilir: 1) **Öngörülebilirlik ve Hız:** Delillerin davanın başında, belirli bir aşamada toplanması, yargılamanın sonraki aşamalarının (tahkikat, sözlü yargılama, hüküm) daha öngörülebilir ve hızlı ilerlemesini sağlar. Tarafların yargılamanın her aşamasında yeni delil sunma imkanı olması, sürekli yeni araştırmaları, yeni tanık dinlemelerini gerektirir ve bu da davaların yıllarca sürmesine neden olur. HMK'nın bu kuralı, yargılamanın sürüncemede kalmasını engelleyerek makul sürede tamamlanmasına hizmet eder. 2) **Silahların Eşitliği ve Etkin Savunma:** Delillerin belirli bir aşamada sunulması, karşı tarafın bu delillerden zamanında haberdar olmasını ve onlara karşı kendi antitezlerini ve karşı delillerini hazırlaması için yeterli zamana sahip olmasını sağlar. Bu da yine adil yargılanma hakkının bir unsuru olan silahların eşitliği ilkesini güçlendirir. 3) **Tahkikatın Odaklanması:** Deliller baştan belli olduğunda, mahkeme tahkikat aşamasını sadece bu delilleri incelemeye ve değerlendirmeye ayırır. Tahkikat, bir delil toplama aşaması olmaktan çıkar, bir delil değerlendirme aşamasına dönüşür. Bu da yargılamayı daha etkin ve odaklı hale getirir. HGK kararının da vurguladığı gibi, bu usuli kısıtlama, keyfi bir sınırlama olmayıp, adil ve makul sürede bir yargılama yapma hedefine ulaşmak için getirilmiş zorunlu bir düzenlemedir.