YCGK 2012/8-1551 E. sayılı kararında, sanığın eylemi 'genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması' (TCK m. 170) suçunu oluşturmasına rağmen, TCK m. 25/2 zorunluluk hali nedeniyle ceza verilmemiştir. Bu durum, 'farklı neviden fikri içtima' (TCK m. 44) hükümleriyle nasıl bir ilişki içindedir? Failin tek bir fiille hem bir suçu işlemesi hem de bir hakkı koruması durumunda hangi hüküm öncelik kazanır?
Bu durum, ceza hukukunun temel prensiplerinden olan 'hukuka uygunluk nedenlerinin ve kusurluluğu ortadan kaldıran nedenlerin önceliği' ilkesiyle açıklanır. 'Farklı neviden fikri içtima' (TCK m. 44), failin tek bir fiille birden fazla farklı suçu işlemesi durumunda, en ağır cezayı gerektiren suçtan sorumlu tutulmasını öngörür. Ancak bu kuralın uygulanabilmesi için, ortada cezalandırılabilir bir fiilin bulunması gerekir. TCK m. 25'te düzenlenen meşru savunma ve zorunluluk hali gibi nedenler, fiilin suç teşkil etmesini veya failin cezalandırılmasını engeller. YCGK kararındaki olayda, sanığın havaya ateş etme fiili, objektif olarak TCK m. 170'teki suçu oluşturmaktadır. Ancak bu fiil, aynı zamanda TCK m. 25/2'deki zorunluluk hali koşulları altında, yani köpeğini koruma zorunluluğuyla işlenmiştir. Ceza hukuku sistematiğinde, bir fiil hukuka uygunluk veya kusurluluğu ortadan kaldıran bir neden kapsamında ise, artık o fiil için fikri içtima veya diğer suç tipleri tartışılmaz. Hukuka uygunluk/kusursuzluk nedenleri, suçun oluşumunu en temelden engellediği için önceliklidir. Dolayısıyla, sanığın fiili TCK m. 170'in tanımına uysa da, TCK m. 25/2'deki zorunluluk hali nedeniyle fail kusurlu sayılamayacağından, TCK m. 170'den veya başka bir suçtan cezalandırılması, dolayısıyla fikri içtima hükümlerinin uygulanması söz konusu olamaz. Sonuç, 'ceza verilmesine yer olmadığı' kararıdır.