HMK m. 240/2'deki 'ikinci tanık listesi verilemez' kuralı ile HMK m. 241'deki 'mahkeme, gösterilen tanıklardan bir kısmının tanıklığı ile ispat edilmek istenen husus hakkında yeter derecede bilgi edindiği takdirde, geri kalanların dinlenilmemesine karar verebilir' hükmü arasındaki ilişkiyi açıklayınız. Mahkemenin m. 241'e göre tanık dinlemekten vazgeçmesi, m. 240/2 yasağını nasıl etkiler?
Bu iki madde, tanık delilinin toplanmasında usul ekonomisi ile adil yargılanma hakkı arasındaki dengeyi kuran tamamlayıcı hükümlerdir. **HMK m. 240/2**, delillerin sunulma aşamasına bir sınırlama getirir. Tarafların, yargılamayı uzatmak amacıyla sürekli yeni tanıklar bildirmesini engelleyerek, delil çerçevesini davanın başında belirlemeyi amaçlar. Bu, yargılamanın derli toplu yürütülmesini sağlar. **HMK m. 241** ise, delillerin değerlendirilmesi aşamasına ilişkin bir düzenlemedir. Mahkemeye, usulüne uygun olarak bildirilmiş tanıklardan, ispatlanmak istenen aynı vakıa hakkında yeterli sayıda tanığı dinledikten ve o konuda kanaat oluşturduktan sonra, aynı vakıa için bildirilen diğer tanıkları dinlemekten vazgeçme yetkisi verir. Bu da yine usul ekonomisine hizmet eder; aynı konuyu tekrar tekrar anlatan tanıkları dinleyerek zaman kaybetmeyi önler. İki kural arasındaki ilişki şöyledir: m. 240/2, hangi tanıkların 'dinlenebilecek tanıklar havuzuna' gireceğini belirlerken; m. 241, bu havuza girmiş olan tanıklardan hangilerinin dinlenmesinin 'gerekli' olduğuna mahkemenin karar vermesini sağlar. Mahkemenin m. 241'e göre bazı tanıkları dinlemekten vazgeçmesi, tarafın m. 240/2 yasağını aşarak yeni bir tanık listesi verme hakkını doğurmaz. Taraf, 'madem bu tanıklarımı dinlemediniz, o zaman onların yerine başka tanıklar bildireyim' diyemez. Çünkü m. 241'in uygulanabilmesi için, zaten ispatlanmak istenen hususun 'yeter derecede aydınlanmış' olması gerekir. Bu durumda yeni bir tanığa ihtiyaç kalmamıştır.