TCK m. 25/1 'gerek kendisine ve gerek başkasına ait bir hakka yönelmiş' saldırıdan bahseder. Saldırıya uğrayan 'hakkın' niteliği konusunda bir sınırlama var mıdır? Örneğin, bir kişinin şerefine veya malvarlığına yönelik bir saldırıya karşı, hayati tehlike oluşturacak şekilde bir savunma yapılması orantılı kabul edilebilir mi?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #200582

TCK m. 25/1, 'bir hakka' diyerek, meşru savunmanın konusunu geniş tutmuş ve korunacak hakkın niteliği konusunda (yaşam, vücut bütünlüğü, malvarlığı, şeref, konut dokunulmazlığı vb.) bir sınırlama getirmemiştir. TCK m. 25'in gerekçesinde de 'her türlü hakka yönelik haksız bir saldırıya karşı meşru savunmanın söz konusu olduğu belirtilmiş'tir. Dolayısıyla, bir kişinin malvarlığına (hırsızlık gibi) veya şerefine (hakaret gibi) yönelik bir saldırıya karşı da meşru savunma mümkündür. Ancak, asıl kritik nokta 'orantılılık' ilkesidir. Orantılılık, saldırıya uğrayan hakkın değeri ile savunmada feda edilen hakkın değeri arasında bir denge kurulmasını gerektirir. Bir kişinin malvarlığına (örneğin cüzdanını çalmaya çalışan birine) karşı, yaşam hakkını ortadan kaldıracak şekilde (silahla ateş ederek) bir savunma yapması, açıkça orantısızdır ve meşru savunma kapsamında kabul edilemez. Savunma, saldırıyı defedecek ölçüde olmalıdır. Şerefe yönelik bir saldırı olan hakarete karşı, faili yaralamak veya öldürmek de orantısız olacaktır. Ancak, malvarlığına yönelik saldırı, aynı zamanda kişinin yaşamı veya vücut bütünlüğü için de bir tehlike yaratıyorsa (örneğin, evine giren silahlı hırsız), bu durumda savunmanın ölçüsü de değişir. Yani, korunacak hakkın niteliği, savunmanın orantılı olup olmadığının belirlenmesinde en önemli kriterdir. Hayati tehlike oluşturmayan bir saldırıya karşı, hayati tehlike oluşturan bir savunma kural olarak orantısızdır.