HMK m. 297/2'de yer alan 'hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin... gösterilmesi gereklidir' hükmü ile Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/3178 E. sayılı kararında eleştirilen, bozma sonrası kurulan direnme kararında '...bozma ilamına direnilmesine' denilmekle yetinilmesi arasında nasıl bir bağlantı vardır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #200572

İki durum da HMK m. 297'nin ruhuna ve lafzına aykırıdır ve temelde aynı soruna, yani 'infaza elverişli, açık ve kendi kendine yeterli bir hüküm fıkrası oluşturulmaması' sorununa işaret eder. **HMK m. 297/2'nin amacı**, hüküm fıkrasının net, anlaşılır ve sadece tarafların hak ve borçlarını içeren icra edilebilir bir metin olmasını sağlamaktır. **HGK'nin 2017/3178 E. sayılı kararında eleştirilen durum** ise bu ilkenin ağır bir ihlalidir. Mahkeme, bozma sonrası verdiği direnme kararının kısa kararında, taraflara yüklenen borçları ve tanınan hakları (örneğin 'davanın kabulüne', 'tazminatın reddine' gibi) hiç belirtmeden, sadece usuli bir işlem olan 'direnilmesine' kararı verdiğini yazmıştır. Bu, bir hüküm fıkrası değildir. Bozma kararı ile ilk hüküm ortadan kalktığı için, mahkemenin yeni bir hüküm kurması gerekir. Sadece 'direnilmesine' demek, hangi hükümde, hangi talepler hakkında ve ne şekilde direnildiğini göstermez. Bu, tıpkı gerekçeyi hüküm fıkrasına taşımak gibi, hükmü belirsiz ve infaz edilemez hale getirir. Her iki durumda da mahkeme, HMK m. 297'nin emrettiği şekilde, tüm talepleri karşılayan, açık, şüpheye yer bırakmayan ve infazı mümkün bir 'hüküm sonucu' oluşturma yükümlülüğünü yerine getirmemiş olur. HGK, bu nedenle ortada usulüne uygun bir direnme hükmü dahi bulunmadığına karar vererek kararı usulden bozmuştur.