6100 sayılı HMK, dilekçelerin teatisi aşamasında delillerin sunulmasını kural olarak benimsemiştir. Hukuk Genel Kurulu’nun 2014/2-1239 E. sayılı kararında, davalının delil listesini süresinde sunmasına rağmen, mahkemenin davalı vekilinin katılmadığı bir celsede tanık dinleme talebini reddetmesi, hangi temel yargısal hakkın ihlali olarak görülmüştür?
Bu karar, davalının eyleminin 'yargılamayı uzatmaya yönelik' olup olmadığı değerlendirmesi ile 'hukuki dinlenilme hakkı' (HMK m. 27) arasındaki dengeyi ele almaktadır. Mahkemenin davalı tanıklarını dinlemeyi reddetmesi, öncelikle HMK m. 27'de güvence altına alınan hukuki dinlenilme hakkının ve bu hakkın bir unsuru olan 'açıklama ve ispat hakkı'nın (m. 27/2-b) ihlali olarak görülmüştür. Davalı, delil listesini süresinde sunarak ispat hakkını kullanma iradesini ortaya koymuştur. Mahkeme, davalı vekilinin bir celseye mazeretsiz katılmamasını, tüm ispat hakkından vazgeçtiği şeklinde yorumlayamaz. Davalının tanık dinletme talebi, açıkça ve dürüstlük kuralına aykırı bir şekilde yargılamayı uzatma amacı taşımadığı sürece, mahkemenin bu talebi yerine getirmesi gerekir. Özellikle boşanma davaları gibi kamu düzenini ilgilendiren ve re'sen araştırma ilkesinin de sınırlı da olsa uygulandığı davalarda, maddi gerçeğe ulaşmak için tarafların sunduğu delillerin toplanması esastır. Mahkemenin, usulüne uygun olarak bildirilmiş ve dinlenmesinden açıkça vazgeçilmemiş tanıkları, katı bir yorumla ve 'yargılamayı uzatma' gibi soyut bir gerekçeyle dinlememesi, savunma hakkının kısıtlanması anlamına gelir ve adil yargılanma ilkesini (Anayasa m. 36) zedeler. Bu nedenle HGK, eksik inceleme yapıldığı gerekçesiyle kararı bozmuştur.