HMK m. 266, bilirkişiye başvuruyu 'hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerle' sınırlar. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2016/17881 E. sayılı kararında, bir trafik kazası sonrası hasar bedeli ve kusur oranının tespiti için 'hesap bilirkişisi' raporunun neden yetersiz görüldüğü ve 'makine mühendisi' bilirkişiden rapor alınması gerektiği belirtilmiştir?
Bu karar, doğru uzmanlık alanının seçilmesinin HMK m. 266'nın doğru uygulanması için ne kadar kritik olduğunu göstermektedir. Bir trafik kazasından kaynaklanan uyuşmazlığın iki temel teknik boyutu vardır: kusur ve hasar. 1) **Kusur Tespiti:** Hangi sürücünün hangi trafik kuralını ihlal ettiğini belirlemek, araçların çarpışma anındaki konumları, hızları, fren mesafeleri ve hasar mekaniği gibi verilerin analizini gerektirir. Bu, bir 'hesap bilirkişisi'nin (genellikle mali müşavir veya muhasebeci) uzmanlık alanına girmez. Bu analiz, trafik ve otomotiv tekniği konusunda uzman bir 'makine mühendisi' veya 'trafik bilirkişisi' tarafından yapılmalıdır. 2) **Hasar Bedeli Tespiti:** Araçta oluşan hasarın niteliğini (hangi parçaların değişmesi, hangilerinin onarılması gerektiği), onarım için gerekli işçilik süresini ve parça maliyetlerini belirlemek de yine teknik bir konudur. Bu da bir makine mühendisi veya otomotiv uzmanının alanına girer. 'Hesap bilirkişisi' ise, bu teknik veriler (kusur oranı, hasar bedeli) kendisine sunulduktan sonra, bu verilere dayanarak tarafların ödemesi gereken nihai tazminat miktarını hesaplayabilir. Mahkemenin, olayın teknik boyutu olan kusur ve hasar tespitini, bu konuda uzman olmayan bir hesap bilirkişisine yaptırması, HMK m. 266'nın amacına aykırıdır. Yargıtay, doğru uzmanlık alanından (makine mühendisi) rapor alınmadan karar verilmesini eksik inceleme sayarak kararı bozmuştur.