TCK m. 25/1'de düzenlenen meşru savunma hem 'kendisine' hem de 'başkasına' ait bir hakka yönelik saldırıya karşı yapılabilir. Yargıtay 2. Ceza Dairesi'nin 2008/28197 E. sayılı kararında, sanığın, kızlarının saçını çeken katılana tokat atması eylemi neden meşru savunma olarak kabul edilmemiştir? Bu karar, 'başkasını savunma' halindeki orantılılık ilkesi açısından ne ifade etmektedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #200554

Yargıtay 2. CD'nin 2008/28197 E. sayılı kararında sanığın eyleminin meşru savunma olarak kabul edilmemesinin temel nedeni, savunmanın orantılılık ve zorunluluk şartlarını taşımamasıdır. Karara konu olayda, katılanın sanığın kızlarının saçını çekmesi haksız bir saldırıdır ve bu saldırıya karşı başkasını (kızlarını) savunma hakkı doğmuştur. Ancak, bu saldırıyı defetmek için 'tokat atmak' eyleminin zorunlu ve orantılı olup olmadığı tartışmalıdır. Yargıtay, bu tepkinin meşru savunma koşullarını sağlamadığı, ancak haksız bir fiile tepki olarak işlendiği için 'haksız tahrik' (TCK m. 29) kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini ima etmiştir. 'Başkasını savunma' halinde de orantılılık ilkesi aynen geçerlidir. Saldırının niteliği (saç çekme) ile savunmanın niteliği (tokat atma) arasında bir denge olmalıdır. Mahkeme muhtemelen, saçı çekilen kızları ayırmak, katılanı itmek gibi daha hafif bir savunma yöntemi mümkünken, doğrudan tokat atmanın saldırıyı defetmek için zorunlu ve orantılı bir yol olmadığı kanaatine varmıştır. Bu karar, başkası adına yapılan savunmalarda dahi, tepkinin saldırıyı etkisiz kılacak ölçüyü aşmaması gerektiğini, aksi takdirde eylemin meşru savunma kapsamından çıkarak haksız tahrik altında işlenmiş bir suç olarak değerlendirilebileceğini göstermektedir.