Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 2015/12818 E. sayılı kararında, mahkemenin tanık listesinin kesin süreden sonra verilmesi nedeniyle davalı tanıklarını dinlememesi onanmıştır. Bu kararı, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2016/19639 E. sayılı kararıyla (mazeret bildiren ve sonraki celse tanıklarını hazır eden tarafın tanıklarının dinlenmesi gerektiği) karşılaştırınız. HMK m. 240 ve 243'ün yorumunda hangi faktörler mahkemelerin farklı sonuçlara ulaşmasına neden olabilir?
İki karar arasındaki fark, somut olayın özelliklerinden ve kesin sürenin amacının gerçekleşip gerçekleşmediği noktasındaki değerlendirmeden kaynaklanmaktadır. **Yargıtay 1. HD'nin 2015/12818 E. sayılı onama kararında;** davalı vekili kesin süreden sonra tanık listesi vermiş ve davacı vekili buna muvafakat etmemiştir. Mahkeme, HMK m. 240/2'deki 'ikinci (veya süresinden sonra) liste verilemez' kuralını ve kesin sürenin amir hükmünü katı bir şekilde uygulamıştır. Bu yaklaşım, usul ekonomisi ve yargılamayı geciktirmeme amacını ön planda tutar. **Yargıtay 2. HD'nin 2016/19639 E. sayılı bozma kararında ise;** davacı vekili tanık bildirmek için verilen kesin süreyi kaçırmış, ancak bir sonraki celse için mazeret bildirmiş ve mazereti kabul edilmiştir. Takip eden celsede tanıklarının hazır olduğunu belirtmiştir. Yargıtay burada, HMK m. 243/1'deki '...liste verilmemiş olsa dahi taraf, o duruşmada hazır bulundurursa tanıklar dinlenir' hükmünü ve hukuki dinlenilme hakkını (HMK m. 27) ön plana çıkarmıştır. Farklı sonuçlara yol açan faktörler şunlardır: 1) **Gecikmenin Niteliği:** Gecikmenin mazeretli olup olmadığı. 2) **Yargılamayı Geciktirme Amacı:** Listenin geç verilmesinin davayı uzatma amacı taşıyıp taşımadığı. 3) **Kesin Sürenin Amacının Gerçekleşmesi:** Tanıkların bir sonraki celsede hazır edilmesiyle, yargılamada bir gecikme yaşanıp yaşanmadığı. Eğer tanık listesi geç verilse bile, tanıklar derhal hazır edilerek dinlenebiliyorsa ve bu durum yargılamada bir aksamaya yol açmıyorsa, mahkemeler ve Yargıtay, adil yargılanma ve maddi gerçeğe ulaşma ilkelerini usul kurallarının katı yorumuna tercih edebilmektedir. Karşı tarafın muvafakat etmemesi de katı yorumu destekleyen bir faktördür.