HMK Madde 297/2 uyarınca hüküm fıkrasının 'gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin' oluşturulması gerekir. Bu kuralın amacı nedir? Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 2015/43240 E. sayılı kararında olduğu gibi, gerekçede yapılan bir tespitin (örneğin ıslahın geçersiz olduğu) hüküm fıkrasına yansıtılmaması nasıl bir soruna yol açar?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #200548

Hüküm fıkrasının gerekçeden arındırılması kuralının iki temel amacı vardır: 1) **Açıklık ve Kesinlik:** Hüküm fıkrası, taraflara yüklenen borçları ve tanınan hakları net, kesin ve infaz edilebilir bir şekilde ortaya koymalıdır. Gerekçedeki tartışmaların ve açıklamaların hüküm fıkrasına taşınması, fıkrayı karmaşıklaştırır ve infazda tereddütlere yol açar. 2) **Rollerin Ayrımı:** Gerekçe, kararın nedenlerini ve dayanaklarını açıklayan bölümdür. Hüküm fıkrası ise bu gerekçelendirme sürecinin vardığı nihai sonucu, yani icra edilecek olan emri içerir. Bu ayrım, kararın mantıksal yapısını korur. Yargıtay 13. HD'nin 2015/43240 E. sayılı kararındaki durum, bu kuralın bir başka boyutunu gösterir. Mahkeme, gerekçesinde ıslahın süresinde yapılmadığını ve geçersiz olduğunu belirtmiş, yani davacının talebini 10.000 TL ile sınırlı kabul etmiştir. Ancak hüküm fıkrasında 'fazlaya ilişkin istemin reddine' diyerek, ıslahla artırılan 39.242 TL'lik talebin sanki esastan reddedildiği gibi bir izlenim yaratmıştır. Gerekçe ile hüküm fıkrası arasında bu tür bir çelişki, kararın hangi hukuki sebebe dayandığı konusunda belirsizlik yaratır. Doğru olan, gerekçedeki tespitle uyumlu olarak, hüküm fıkrasında 'ıslahla artırılan miktar yönünden ıslah talebi süresinde yapılmadığından karar verilmesine yer olmadığına' veya 'davanın 10.000 TL üzerinden kısmen kabulü ile fazlaya ilişkin talebin reddine' şeklinde, gerekçeyle uyumlu ve çelişki yaratmayan bir hüküm kurmaktır. Gerekçedeki önemli bir hukuki tespitin hükme yansıtılmaması veya çelişkili yansıtılması, HMK m. 297'ye aykırıdır.