Meşru savunmada (TCK 25/1) 'haksız bir saldırı' koşulu, kamu görevlisinin görevini icra ederken uyguladığı kuvvete karşı kullanılabilir mi? Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 2009/10254 E. sayılı kararında, polisin arama yapmasına karşı direnen sanığın eyleminin değerlendirilmesinde hangi ön koşulun araştırılması gerektiği belirtilmiştir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #200546

Meşru savunma, tanımı gereği 'haksız' bir saldırıya karşı yapılabilir. Kamu görevlisinin kanunun kendisine verdiği yetki ve görev kapsamında, usulüne uygun olarak uyguladığı kuvvet, 'haksız' bir saldırı niteliği taşımaz. Bu nedenle, hukuka uygun bir görevin ifasına karşı meşru savunma yapılamaz. Ancak kamu görevlisi, görevinin sınırlarını aşar, keyfi veya orantısız güç kullanırsa, bu eylemi 'haksız saldırı' niteliği kazanabilir ve bu durumda meşru savunma gündeme gelebilir. Yargıtay 4. CD'nin 2009/10254 E. sayılı kararında tam da bu ayrım vurgulanmıştır. Polis memurunun sanığı aramak istemesine karşı sanığın direnmesi olayında, meşru savunma iddiasının değerlendirilebilmesi için öncelikle polisin arama eyleminin 'hukuka uygun' olup olmadığının tespit edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Zira arama, kural olarak hâkim kararı gerektiren bir işlemdir (CMK m. 119). Eğer polisin elinde geçerli bir arama kararı yoksa veya kanunun arama kararı olmaksızın arama yapmaya izin verdiği istisnai haller (örn. suçüstü) mevcut değilse, yapacağı arama hukuka aykırı ve dolayısıyla 'haksız bir saldırı' teşkil edebilir. Mahkemenin, öncelikle bu arama kararının varlığını ve yasallığını araştırmadan, sanığın direnişinin meşru savunma olup olmadığını tartışması eksik inceleme olacaktır. Bu nedenle Yargıtay, öncelikle görevin hukuka uygunluğunun saptanmasını istemiştir.