HMK Madde 297/1-c, hükmün 'delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini' içermesi gerektiğini belirtir. Anayasa'nın 141. maddesi ile birlikte düşünüldüğünde, bir mahkemenin karar gerekçesinde sadece 'dosya kapsamı ve toplanan delillere göre' gibi soyut bir ifade kullanması neden yetersizdir? Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 2017/8624 E. sayılı kararı bu konuda neyi vurgulamaktadır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #200541

Anayasa'nın 141. maddesi tüm mahkeme kararlarının gerekçeli olmasını emrederken, HMK m. 297/1-c bu gerekçenin içeriğini somutlaştırmaktadır. Gerekçe, tarafların sunduğu delillerin neden kabul edildiğini veya neden reddedildiğini, hangi delile neden üstünlük tanındığını ve sabit görülen vakıalara bu delillerle nasıl ulaşıldığını açıklamak zorundadır. Sadece 'dosya kapsamına göre' veya 'bilirkişi raporu benimsenerek' gibi genel ve soyut ifadeler kullanmak, gerekçe yazma yükümlülüğünü yerine getirmek anlamına gelmez. Yargıtay 9. HD'nin 2017/8624 E. sayılı kararında da vurgulandığı gibi, bu tür bir gerekçe, 'şekli ve görünüşte bir gerekçe' olup, hukuki dinlenilme hakkının (HMK m. 27) ve adil yargılanma hakkının ihlalidir. Çünkü taraflar, iddialarının ve delillerinin mahkeme tarafından gerçekten dikkate alınıp alınmadığını, neden haklı veya haksız bulunduklarını anlayamazlar. Ayrıca, Yargıtay gibi üst denetim mercilerinin de kararın hukuka uygunluğunu denetleyebilmesi için, mahkemenin maddi olgularla hüküm fıkrası arasındaki mantıksal ve hukuki bağlantıyı gerekçesinde açıkça kurması gerekir. Gerekçesizlik, tek başına bir bozma nedenidir.