Meşru savunmada 'saldırı ile savunma arasında oran bulunmalıdır' ilkesi, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2018/669 sayılı kararında nasıl yorumlanmıştır? Yumrukla yapılan bir saldırıya karşı av tüfeği ile karşılık verilmesi, orantılılık ilkesinin ve 'sınırın kasten aşılması'nın bir örneği olarak nasıl değerlendirilmiştir?
YCGK 2018/669 sayılı kararında orantılılık ilkesi, saldırıyı defetmeye yetecek ölçüde bir savunma yapılması olarak tanımlanmıştır. Karara konu olayda, sanığın kendisine ve ailesine yumrukla yapılan bir saldırıya karşı, bu saldırıyı defetmek yerine av tüfeğiyle ateş ederek karşılık vermesi, saldırı ile savunma arasında açık bir orantısızlık olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle meşru savunma şartlarının oluşmadığına karar verilmiştir. Mahkeme, TCK m. 27'de düzenlenen 'sınırın aşılması'nı da tartışmıştır. Sanığın, yumruklu saldırıya karşı av tüfeği kullanacağını bilerek ve isteyerek (kasten) hareket ettiğini, dolayısıyla 'sınırın kast olmaksızın aşılması' (TCK 27/1) durumunun söz konusu olmadığını belirtmiştir. Ayrıca, eylemin 'heyecan, korku veya telaşa' neden olabilecek boyutta olmaması nedeniyle TCK 27/2'nin de uygulanamayacağına hükmetmiştir. Bu, orantısızlığın kasten yaratıldığı durumlarda sınırın aşılması hükümlerinden de yararlanılamayacağını gösteren önemli bir içtihattır.