Bir idare mahkemesi hakiminin, davacının 'ifade ve temsil yeteneği'nin yetersiz olduğu yönündeki idari işlemi denetlerken, duruşmadaki gözlemlerine dayanarak davacının yeterli olduğu kanısına varması ve işlemi iptal etmesi, idari yargılama usulü açısından doğru bir yöntem midir? (Danıştay 8.Dairesi E: 2000/3916)
Hayır, doğru bir yöntem değildir. Danıştay 8. Dairesi'nin kararında vurgulandığı gibi, idari yargıdaki duruşmanın amacı delil toplamak değil, tarafların yazılı beyanlarını sözlü olarak açıklamasıdır. Hakimin, duruşmadaki subjektif gözlemlerine dayanarak, uzman bir kurulun (değerlendirme ve seçme kurulu) yaptığı bir tespiti geçersiz kılması, duruşmanın amacını aşar ve idari işlemin yargısal denetimi ilkesiyle çelişir. Mahkeme, idarenin tespitinin gerçeğe aykırı olduğunu düşünüyorsa, bu teknik konuyu, içerisinde ilgili uzmanların bulunduğu bir 'bilirkişi' heyetine inceletmeli veya işlemin diğer hukuki unsurlarını denetlemelidir. Duruşmadaki gözlem, karara esas alınamaz.