Bir sanığın eylemi TCK m. 142/1-b (nitelikli hırsızlık) kapsamına girdiği halde, yerel mahkemenin yanılgıyla TCK m. 141/1 (basit hırsızlık) uyarınca ceza tayin etmesi ve bu cezanın 1 yılın altına düşmesi durumunda, sanık hakkında TCK m. 50/3 uyarınca cezanın seçenek yaptırımlara çevrilmesi zorunluluğu doğar mı? Aleyhe temyiz olmaması nedeniyle suç vasfı düzeltilemeyen bu durumda 'atıfetin genişletilmemesi' ilkesini açıklayınız. (Yargıtay CGK, E: 2015/391, K: 2015/408)
Hayır, bu durumda TCK m. 50/3'ün uygulanması zorunluluğu doğmaz. Sanığın eylemi doğru vasıflandırıldığında (nitelikli hırsızlık), alacağı ceza 1 yılın üzerinde olacağı için TCK m. 50/3 kapsamına girmeyecektir. Mahkemenin suç vasfındaki yanılgısı ve aleyhe temyiz olmaması (aleyhe değiştirememe yasağı) nedeniyle sanık zaten lehe bir durumdan, yani daha hafif bir cezadan faydalanmıştır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun yerleşik kararlarında belirtildiği üzere, bu yanılgılı uygulama nedeniyle ortaya çıkan hafif sonuç cezadan dolayı, sanığa bir kez tanınan atıfetin genişletilerek, TCK m. 50/3 uygulanması suretiyle ikinci bir avantaj sağlanması adalet ve hakkaniyet ilkeleriyle bağdaşmaz. Bu duruma 'atıfetin genişletilmemesi' veya 'yasak sonuçtan yararlanamama' ilkesi denir. Bu nedenle, yanılgılı uygulama sonucu 1 yılın altına düşen ceza, seçenek yaptırımlara çevrilmez.