Bir alacaklının, borçlusuna karşı başlattığı icra takibinde, borçlunun mallarına haciz konulmasını sağlamasına rağmen, bu malların satışını uzun bir süre talep etmemesi durumunda, konulan haczin hukuki akıbeti ne olur? İİK'da düzenlenen 'haczin düşmesi' kurumunu, bu sürelerin taşınır ve taşınmaz mallar için farklı olup olmadığını belirterek açıklayınız. Haczin düşmesinin, alacaklının aynı borç için yeniden haciz talep etme hakkına etkisini tartışınız.
İcra ve İflas Kanunu, alacaklıyı, haciz koyduktan sonra alacağını tahsil etmek için gerekli işlemleri (satış talebi gibi) makul bir süre içinde yapmaya zorlar. Aksi takdirde, hacizli mal üzerindeki belirsizlik durumu sonsuza kadar devam edemez. Bu nedenle, kanunda 'haczin düşmesi' kurumu düzenlenmiştir. İİK m. 106 ve 110'a göre, alacaklı, haciz tarihinden itibaren belirli süreler içinde malın satışını talep etmezse, o mal üzerindeki haciz kendiliğinden kalkar, yani 'düşer'. Bu süreler, malın niteliğine göre farklıdır: - Taşınır mallar için bu süre altı (6) aydır. - Taşınmaz mallar için bu süre bir (1) yıldır. Bu süreler hak düşürücü niteliktedir ve icra müdürü tarafından re'sen dikkate alınır. Haczin düşmesi, alacaklının 'alacak hakkını' ortadan kaldırmaz; sadece o mal üzerindeki 'haciz hakkını' sona erdirir. Dolayısıyla, haciz düştükten sonra, alacaklının aynı icra dosyasından, aynı borç için, aynı veya başka bir mal üzerine 'yeniden haciz' talep etme hakkı her zaman mevcuttur. Ancak, bu yeni haciz, önceki haczin devamı niteliğinde olmaz ve tapu veya trafik sicilindeki haciz sırasında daha sonra gelen başka hacizler varsa, onların gerisine düşer. (Kaynak: avukaterdemozkan.com/blog/bursa-yildirim-avukat/ - İcra Avukatı bölümü ve İİK m. 106, 110)