Bir avukatın, müvekkiliyle yaptığı vekalet sözleşmesinde, davanın kaybedilmesi halinde 'ücret alınmayacağı' veya 'alınan ücretin iade edileceği' yönünde bir taahhütte bulunması, Avukatlık Kanunu ve meslek kuralları açısından geçerli midir? Bu tür bir anlaşmanın, avukatlık mesleğinin 'bağımsızlığı' ve 'kamu hizmeti' niteliğiyle nasıl bir çelişki yarattığını tartışınız.
Hayır, bu tür bir taahhüt geçerli değildir ve Avukatlık Kanunu ile meslek kurallarına aykırıdır. Avukatlık ücreti, verilen hukuki hizmetin ve harcanan emeğin karşılığıdır; davanın sonucuyla (kazanılması veya kaybedilmesiyle) doğrudan bağlantılı değildir. Avukat, davanın sonucunu garanti edemez. Davanın kaybedilmesi halinde ücret alınmayacağı veya iade edileceği yönündeki bir anlaşma, 'pactum de quota litis' (dava sonucuna ortak olma) yasağının bir türünü oluşturur. Bu tür bir anlaşma, birkaç nedenle hukuka aykırıdır: 1) Mesleğin Bağımsızlığını Zedeler: Avukatın, ücretini alabilmek için davayı ne pahasına olursa olsun kazanma hırsına kapılmasına, bu uğurda meslek onuruna ve dürüstlük kurallarına aykırı davranışlarda bulunmasına yol açabilir. Bu, avukatın objektifliğini ve bağımsızlığını ortadan kaldırır. 2) Haksız Rekabet Yaratır: Bu tür vaatler, avukatlar arasında haksız bir rekabete neden olur ve mesleğin saygınlığını düşürür. 3) Kamu Hizmeti Niteliğiyle Çelişir: Avukatlık, bir ticari faaliyet değil, adaletin tecellisine hizmet eden bir kamu hizmetidir. Ücretin tamamen davanın sonucuna endekslenmesi, bu hizmeti ticari bir 'başarı primi' ilişkisine indirger. Bu nedenlerle, avukatlık ücreti, davanın sonucundan bağımsız olarak, harcanan emek ve mesai karşılığında hak edilir ve bu yönde yapılan aksi bir anlaşma geçersizdir ve avukat için disiplin sorumluluğu doğurur. (Kaynak: avukaterdemozkan.com/blog/bursa-yildirim-avukat/ - Avukat Ücreti bölümü ve Avukatlık Kanunu)