Türk Borçlar Kanunu'nda zamanaşımını durduran sebeplerden biri olarak sayılan 'Alacağı, Türk mahkemelerinde ileri sürme imkânının bulunmadığı sürece' (TBK m. 153/6) hükmü, hangi tür durumlarda uygulama alanı bulur? Bu 'imkansızlığın', hukuki mi yoksa fiili bir imkansızlık mı olması gerekir? Örneğin, bir savaş hali veya doğal afet nedeniyle adliyelerin kapalı olması, bu fıkra kapsamında bir durma sebebi olarak kabul edilebilir mi?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #199200

TBK m. 153/6'da düzenlenen bu zamanaşımını durma sebebi, alacaklının, kendi iradesi ve kusuru dışında, aşılamaz bir engel nedeniyle Türk mahkemelerinde dava açma veya takip yapma imkanından yoksun kaldığı durumlarda uygulama alanı bulur. Bu imkansızlık, hem 'hukuki' hem de 'fiili' bir imkansızlık olabilir. Hukuki imkansızlık, kanuni bir engel nedeniyle dava açılamamasıdır (örneğin, bir kanunla belirli tür davaların açılmasının geçici olarak durdurulması). Fiili imkansızlık ise, alacaklının mahkemeye fiziken ulaşmasını veya hukuki işlem yapmasını engelleyen, mücbir sebep niteliğindeki durumlardır. Evet, bir savaş hali, ülkeyi genel olarak etkileyen büyük bir doğal afet (deprem, sel) veya salgın hastalık nedeniyle adliyelerin tamamen kapalı olması ve fiilen çalışmaması, alacaklının dava açmasını imkansız kılan objektif, fiili bir engeldir. Bu durum, TBK m. 153/6 kapsamında bir 'zamanaşımını durma sebebi' olarak kabul edilir. Bu engel ortadan kalktığında, yani adliyeler tekrar faaliyete geçtiğinde, duran zamanaşımı süresi kaldığı yerden işlemeye devam eder. Bu hüküm, alacaklıyı, elinde olmayan nedenlerle uğrayacağı hak kayıplarından korumayı amaçlar. (Kaynak: www.zulkufarslan.av.tr/tbk-borclarin-sona-ermesi/)