Bir kişinin, diğerinin rızası olmaksızın, ona ait bir telefon hattını kullanarak yüksek meblağlı özel servisleri araması ve bu yolla fatura üzerinden haksız menfaat sağlaması eylemi, TCK açısından hangi suç veya suçları oluşturur? Bu olayda 'hırsızlık', 'dolandırıcılık' ve 'bilişim suçları' unsurlarının bulunup bulunmadığını, Yargıtay'ın 'ekonomik değer taşıyan her türlü enerjinin' hırsızlık suçunun konusunu oluşturabileceği yönündeki yorumu çerçevesinde tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #199196

Bu eylem, birden fazla suçun unsurlarını barındırsa da, Yargıtay'ın benimsediği görüşe göre, TCK m. 142/2-e'de düzenlenen 'Bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle hırsızlık' suçunu oluşturur. Tartışma şu şekilde yapılabilir: 1) Dolandırıcılık (TCK m. 157/158): Bu suçun oluşması için bir 'kişinin' aldatılması gerekir. Olayda aldatılan bir kişi değil, haberleşme ve faturalandırma sistemini (bilişim sistemi) işleten operatördür. Bu nedenle dolandırıcılık suçu oluşmaz. 2) Hırsızlık (TCK m. 141): Klasik anlamda 'taşınır bir malın' alınması söz konusu değildir. Ancak Yargıtay, hırsızlık suçunun konusunun sadece fiziki mallar olmadığını, 'ekonomik bir değer taşıyan ve başkasının zilyetliğinde bulunan her türlü enerjinin' de (elektrik, doğal gaz gibi) hırsızlığa konu olabileceğini kabul etmektedir. Başkasının telefon hattını izinsiz kullanarak bir 'haberleşme hizmeti' veya 'kontör/kredi' gibi ekonomik bir değeri olan bir varlığı tüketmek, bu geniş yorum kapsamında hırsızlık olarak değerlendirilir. Eylem, bir bilişim sistemi (telefon şebekesi) aracılığıyla işlendiği için de TCK m. 142/2-e'deki nitelikli hal uygulanır. Bu yorum, teknolojinin yarattığı yeni haksızlık biçimlerini cezalandırmayı amaçlayan, amaçsal (teleolojik) bir yorumdur. (Kaynak: www.zulkufarslan.av.tr/bilisim-sistemleri-kullanilmak-suretiyle-hirsizlik/)