Bir kamu görevlisinin, görevini ihmal ederek bir kişinin mağduriyetine neden olması eylemi, TCK m. 257/2'de düzenlenen 'görevinin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme göstermek suretiyle görevi kötüye kullanma' suçunu oluşturur. Bu suçun, TCK m. 257/1'deki 'görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle' işlenen şeklinden (icrai hareket) ne gibi bir farkı vardır? Bir doktorun, acil servise gelen bir hastaya zamanında müdahale etmeyerek durumunun ağırlaşmasına neden olması, bu iki fıkradan hangisi kapsamında değerlendirilmelidir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #199185

TCK m. 257'deki suç, iki farklı hareketle işlenebilir: 1) İcrai Hareketle (m. 257/1): Kamu görevlisinin, kanunun kendisine yapmamasını emrettiği bir şeyi 'yaparak', yani aktif bir davranışla görevinin gereklerine aykırı hareket etmesidir. Örneğin, usulsüz bir ruhsat düzenlemek. 2) İhmali Hareketle (m. 257/2): Kamu görevlisinin, kanunun kendisine yapmasını emrettiği bir şeyi 'yapmayarak' veya 'gecikerek', yani pasif bir tutumla görevinin gereklerini ihmal etmesidir. Bu fıkra, ihmali bir suç tipini düzenler. Bir doktorun, acil servise gelen bir hastaya, yapması gereken tıbbi müdahaleyi zamanında 'yapmaması', ihmali bir davranıştır. Doktor, 'yapmakla yükümlü olduğu' bir şeyi yapmayarak görevini ihmal etmiştir. Bu nedenle, eylemi TCK m. 257/1 kapsamında değil, m. 257/2 kapsamında düzenlenen ihmali görevi kötüye kullanma suçu olarak değerlendirilmelidir. Eğer bu ihmal sonucunda hasta ölür veya yaralanırsa, fail ayrıca taksirle öldürme veya yaralama suçundan da (eğer daha ağırsa) sorumlu tutulabilir. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/kisilerin-mallari-uzerinde-usulsuz-tasarruf-sucu.html - Karşılaştırmalı analiz)