Bir yabancının, Türkiye'de çalışma izni başvurusunun, 'pozisyonun yerli iş gücüyle doldurulabileceği' gerekçesiyle reddedilmesi işlemi, hukuka uygun bir ret gerekçesi midir? Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın bu konudaki takdir yetkisinin sınırları nelerdir? Özellikle, yüksek nitelikli veya özel uzmanlık gerektiren bir pozisyon için yapılan başvuruda, bu gerekçenin kullanılmasının hukuki geçerliliğini, 'kamu yararı' ve 'ölçülülük' ilkeleri açısından tartışınız.
Evet, başvurulan pozisyonun yerli iş gücüyle doldurulabilecek nitelikte olması, 6735 sayılı Uluslararası İşgücü Kanunu uyarınca, çalışma izni başvurusunun reddi için hukuka uygun ve temel bir gerekçedir. Devletin ulusal istihdam politikası, önceliği kendi vatandaşlarına vermesini gerektirir. Bakanlığın bu konudaki takdir yetkisi geniştir, ancak sınırsız değildir. Bu takdir yetkisi, 'kamu yararı' ve 'ölçülülük' ilkeleriyle sınırlıdır. Başvuru, sıradan ve Türkiye'de kolayca bulunabilecek bir meslek (örneğin, garson, satış elemanı) için yapılmışsa, bu ret gerekçesi genellikle hukuka uygun kabul edilir. Ancak, başvuru, yüksek teknoloji, özel bir mühendislik dalı, uluslararası finans gibi, Türkiye'de az bulunan, 'yüksek nitelikli' veya 'özel uzmanlık' gerektiren bir pozisyon için yapılmışsa, durum değişir. Bu durumda Bakanlığın, 'bu pozisyonu dolduracak nitelikte Türk vatandaşı bulunmaktadır' iddiasını somut verilerle (örneğin, İŞKUR kayıtları, meslek odası verileri) desteklemesi gerekir. Soyut bir gerekçeyle, ülkenin ihtiyaç duyduğu nitelikli bir yabancının çalışma izninin reddedilmesi, hem o şirketin gelişimini engelleyebilir hem de 'kamu yararı' (ekonomik kalkınma, teknoloji transferi) ilkesiyle çelişebilir. Bu tür bir ret kararı, 'ölçülülük' ilkesine aykırı olduğu gerekçesiyle idari yargıda iptal edilebilir. (Kaynak: oner.av.tr/yabanci-calisma-izni/)