Bir trafik kazası sonucu bir kişinin ölümüne neden olan failin, eyleminin 'taksirle' mi yoksa 'olası kastla' mı işlendiğinin tespitinde, Yargıtay'ın kullandığı temel ayrım kriteri nedir? Failin, 'neticeyi öngörmesine rağmen, olursa olsun diyerek' hareket etmesi ile 'neticeyi öngörmesine rağmen, olmayacağına güvenerek' hareket etmesi arasındaki farkın, suçun vasfını ve verilecek cezanın miktarını nasıl değiştirdiğini açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #199179

Taksir (özellikle bilinçli taksir) ile olası kast arasındaki temel ayrım kriteri, failin öngördüğü neticeye karşı takındığı 'tavır'dır. Her iki durumda da fail, neticenin gerçekleşebileceğini öngörmektedir. Ayrım noktası şudur: 1) Bilinçli Taksir (TCK m. 22/3): Fail, neticenin gerçekleşebileceğini öngörmesine rağmen, şansına, tecrübesine veya yeteneğine güvenerek, 'netice gerçekleşmez, bir şey olmaz' düşüncesiyle hareketine devam eder. Neticenin gerçekleşmesini istemez. 2) Olası Kast (TCK m. 21/2): Fail, neticenin gerçekleşebileceğini öngörmekle kalmaz, bu neticenin gerçekleşmesini de umursamaz, kabullenir ve 'olursa olsun' diyerek eylemini gerçekleştirir. Neticenin gerçekleşmesi, failin eylemi yapma kararını etkilemez. Bu vasıflandırma, verilecek cezayı temelden değiştirir. Eğer eylem 'bilinçli taksirle öldürme' olarak kabul edilirse, fail TCK m. 85'e göre (artırımla birlikte) 2 yıl 8 aydan 9 yıla kadar hapisle cezalandırılır. Eğer eylem 'olası kastla öldürme' olarak kabul edilirse, fail TCK m. 81 ve m. 21/2 uyarınca, müebbet hapis cezasından indirim yapılarak yirmi yıldan yirmi beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Görüldüğü gibi, olası kast durumunda ceza çok daha ağırdır. (Kaynak: avmehmetgenc.com/blog/taksirle-oldurme-sucu-ve-cezasi/169 ve genel ceza hukuku doktrini)