Paylı mülkiyete tabi bir taşınmazda, paydaşlar arasında fiili bir taksimin bulunduğu ve her paydaşın kendi kullandığı bölümün belli olduğu bir durumda, paydaşlardan birinin kendi kullandığı bölümü, sınır komşusu olan diğer paydaşa satması halinde, taşınmazın başka bir bölümünü kullanan üçüncü bir paydaşın önalım hakkını kullanması, TMK m. 2 (dürüstlük kuralı) açısından nasıl değerlendirilmelidir? Bu durumda, alıcının zaten paydaş olmasının, önalım hakkının amacına (ortaklığa yabancı sokmama) etkisini tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #199178

Bu durumda, üçüncü paydaşın önalım hakkını kullanması, Yargıtay içtihatlarına göre büyük olasılıkla TMK m. 2'deki dürüstlük kuralına aykırı ve hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilecektir. Bunun birkaç nedeni vardır: 1) Fiili Taksimin Varlığı: Paydaşlar, fiili taksimi benimseyerek, zımnen birbirlerinin kullandığı alanlar üzerindeki iddialarından vazgeçmiş ve bir güven ortamı yaratmışlardır. Üçüncü paydaşın, daha önce hiç hak iddia etmediği bir bölümün satışı üzerine önalım hakkını kullanması, bu güvene ve kendi önceki davranışlarına aykırı (çelişkili davranış yasağı) bir tutumdur. 2) Önalım Hakkının Amacı: Yasal önalım hakkının temel amacı, paydaşlar arasına 'yabancı bir kişinin' girmesini engelleyerek, paylı mülkiyetin devamını zorlaştıran durumları önlemektir. Somut olayda ise, pay satışı zaten paydaşlardan birine (sınır komşusuna) yapılmıştır. Yani ortaklığa yabancı bir kişi girmemekte, tam tersine paylar paydaşlar arasında toplanmaktadır. Bu durumda önalım hakkını kullanmak, kanunun amacına da hizmet etmez. Aksine, paydaşlar arasındaki fiili durumu bozmaya ve haksız bir menfaat elde etmeye yönelik bir girişim olarak görülür. Bu nedenlerle, mahkemenin önalım davasını reddetmesi kuvvetle muhtemeldir. (Kaynak: www.zulkufarslan.av.tr/payli-mulkiyette-onalim-hakki/)