İdari Yargılama Hukukunda, idare mahkemesinin, aleyhine iptal davası açılan bir idari işlemi, esasa girmeden 'usul' yönünden (örneğin, yetkisizlik, süre aşımı) iptal etmesi, 'usule ilişkin nihai karar' olarak nitelendirilir. Bu tür bir kararın, aynı konuda yeniden dava açılmasına etkisi nedir? Bu kararın, davanın esasına ilişkin bir 'maddi anlamda kesin hüküm' (HMK m. 303) teşkil edip etmediğini tartışınız.
Mahkemenin, bir idari işlemi esasa girmeden usul yönünden iptal etmesi, 'usule ilişkin bir nihai karar'dır. Bu karar, davanın esasını, yani idari işlemin hukuka uygun olup olmadığını çözümlemez; sadece davanın açılışında veya yürütülmesinde usuli bir eksiklik veya hata olduğunu tespit eder. Bu tür bir kararın, aynı konuda yeniden dava açılmasına etkisi, iptal sebebine göre değişir. Eğer karar, 'düzeltilebilir bir yanlışlık' (örneğin, hasımda hata) veya 'görevsizlik/yetkisizlik' nedeniyle verilmişse, davacı bu usuli hatayı gidererek (doğru hasma, doğru mahkemede) yeniden dava açabilir. Hatta İYUK m. 9, görevli ve yetkili mahkemeye gönderilme usulünü düzenler. Ancak, karar 'süre aşımı' veya 'kesin hüküm' gibi, giderilemeyecek bir usul eksikliğine dayanıyorsa, davacı artık aynı konuda yeni bir dava açamaz. Usule ilişkin nihai kararlar, davanın esasına ilişkin bir değerlendirme içermediği için, kural olarak 'maddi anlamda kesin hüküm' teşkil etmezler. Maddi anlamda kesin hüküm, sadece davanın esası hakkında verilen kararlar için söz konusudur ve aynı dava sebebine dayalı olarak, aynı taraflar arasında, aynı konuda yeniden dava açılmasını engeller. Usule ilişkin karar, sadece o davanın usuli koşulları hakkında kesinlik ifade eder. (Kaynak: kadimhukuk.com.tr/makale/ara-karar-nihai-karar-nedir/)