Bir ceza davasında, sanığın eyleminin hem 'hırsızlık' (TCK m. 141) hem de 'konut dokunulmazlığının ihlali' (TCK m. 116) suçlarını oluşturması durumunda, bu iki suç arasındaki içtima ilişkisi nasıl kurulur? TCK m. 142/4'te bu durum için getirilen özel düzenlemenin, 'şikayet' şartı açısından ne gibi bir sonuç doğurduğunu açıklayınız. Fail, bu durumda her iki suçtan ayrı ayrı mı cezalandırılır?
Bir failin, hırsızlık yapmak amacıyla bir konuta girmesi durumunda, hem hırsızlık hem de konut dokunulmazlığının ihlali suçları işlenmiş olur. Bu iki suç arasında, 'farklı suçların içtimaı' yani 'gerçek içtima' ilişkisi vardır. Çünkü fail, farklı eylemlerle (veya aynı eylemin farklı yönleriyle) birden fazla farklı hukuki değeri (malvarlığı ve konut dokunulmazlığı) ihlal etmiştir. Bu nedenle, fail, kural olarak her iki suçtan da (hem hırsızlık hem de konut dokunulmazlığı ihlali) ayrı ayrı cezalandırılır. TCK m. 142/4, bu durum için 'şikayet' şartıyla ilgili özel bir düzenleme getirmiştir. Normalde, basit konut dokunulmazlığının ihlali (TCK m. 119/1-c) şikayete bağlı bir suçtur. Ancak, TCK m. 142/4'e göre, eğer konut dokunulmazlığı 'hırsızlık suçunun işlenmesi amacıyla' ihlal edilmişse, bu suçun soruşturulması ve kovuşturulması için mağdurun şikayeti aranmaz. Suç, re'sen takip edilen bir suç haline gelir. Bu düzenleme, hırsızlık gibi daha ağır bir suçla birlikte işlenen konut dokunulmazlığı ihlalinin yarattığı tehlikeyi ve haksızlığı daha ciddi görerek, kamu davasının açılmasını mağdurun iradesine bırakmamayı amaçlamıştır. (Kaynak: www.zulkufarslan.av.tr/park-halindeki-aracin-calinmasi/)