Bir şirkete CMK m. 133 uyarınca atanan kayyımların, şirketin olağan ticari faaliyetlerinin dışında, şirketi zarara uğratıcı veya ana sözleşmeye aykırı işlemler yapmaları durumunda, bu kayyımların hukuki ve cezai sorumluluğu doğar mı? Şirket ortaklarının veya hissedarlarının, bu tür işlemlere karşı başvurabilecekleri hukuki yollar (şikayet, tazminat davası vb.) nelerdir ve bu başvuruları hangi adli mercilere (ceza mahkemesi, ticaret mahkemesi) yapmaları gerekir?
Evet, CMK m. 133 uyarınca atanan kayyımlar, bir kamu görevi ifa ettikleri için, görevlerini yaparken işledikleri suçlardan dolayı 'kamu görevlisi gibi' cezalandırılırlar. Görevlerini kasten kötüye kullanarak şirketi zarara uğratmaları halinde, TCK m. 257 (görevi kötüye kullanma) veya koşulları varsa TCK m. 252 (rüşvet), TCK m. 250 (irtikap) gibi suçlardan cezai sorumlulukları doğar. Ayrıca, TTK ve TBK'daki yönetim kurulu üyelerinin ve yöneticilerin hukuki sorumluluğuna ilişkin hükümler (özen yükümlülüğü vb.) kıyasen uygulanabilir ve şirkete verdikleri zararlardan dolayı hukuki (tazminat) sorumlulukları da doğar. Şirket ortakları veya hissedarları, bu duruma karşı şu yollara başvurabilir: 1) Cezai Sorumluluk İçin: Kayyımların suç teşkil eden eylemleri için, kayyımı atayan ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki Cumhuriyet Başsavcılığı'na 'suç duyurusunda' bulunabilirler. Soruşturma bu savcılık tarafından yürütülür. 2) Hukuki Sorumluluk İçin: Kayyımların, özen yükümlülüğüne aykırı davranarak şirkete verdikleri zararların tazmini için, 'şirket adına' (TTK'daki sorumluluk davası hükümlerine göre) görevli ve yetkili 'Asliye Ticaret Mahkemesi'nde' tazminat davası açabilirler. Yargıtay'ın CMK kayyımının denetiminin ceza mahkemesine ait olduğu yönündeki kararları, idari denetim ve görevden alma gibi taleplerle ilgilidir. Şirkete verilen zararın tazmini ise, genel hükümlere göre ticaret mahkemesinin görev alanına girer. (Kaynak: kadimhukuk.com.tr/makale/ceza-muhakemesi-kanunu-133-madde-cmk/)