Bir idari işlemin iptali için açılan davada, davalı idarenin savunmasını verdikten sonra mahkemenin 'yürütmenin durdurulması' (YD) kararı vermesinin, idari yargılamadaki 'tarafların eşitliği' ve 'çelişmeli yargılama' ilkeleri açısından önemini açıklayınız. İYUK m. 27'de, 'uygulanmakla etkisi tükenecek olan' idari işlemler hakkında, idarenin savunması alınmadan da YD kararı verilebilmesine olanak tanıyan istisnanın amacı nedir? Bir yıkım kararına karşı açılan davada, bu istisnanın uygulanabilirliğini tartışınız.
İdari yargılamada, kural olarak mahkemenin davalı idarenin savunmasını aldıktan veya yasal savunma süresi (30 gün) geçtikten sonra YD kararı vermesi, 'çelişmeli yargılama' ve 'tarafların eşitliği' ilkelerinin bir gereğidir. Bu, idareye de kendi tezlerini ve işleminin hukuki gerekçelerini sunma imkanı tanır. Mahkeme, her iki tarafın da argümanlarını gördükten sonra daha sağlıklı bir karar verir. Ancak İYUK m. 27, bu kurala önemli bir istisna getirmiştir: 'Uygulanmakla etkisi tükenecek olan idari işlemler' hakkında, idarenin savunması alınmaksızın da YD kararı verilebilir. Bu istisnanın amacı, geri döndürülmesi imkansız zararların doğmasını acilen önlemektir. Bir binanın yıkımına ilişkin idari karar, bu türün en tipik örneğidir. Eğer mahkeme, idarenin savunmasını beklerse, bu süre içinde bina yıkılabilir. Bina yıkıldıktan sonra, dava kazanılsa bile, işlemin etkisi tükenmiş ve telafisi imkansız bir zarar doğmuş olur. Bu durumda, davacının hak arama özgürlüğü anlamsızlaşır. Bu nedenle, mahkeme, dava dilekçesindeki iddiaları ve delilleri ciddi bulursa, idarenin savunmasını beklemeden, derhal YD kararı vererek yıkımı durdurabilir. Bu, adil yargılanma hakkının etkin bir şekilde korunmasını sağlayan hayati bir mekanizmadır. (Kaynak: kadimhukuk.com.tr/makale/kurumlar-arasi-gecise-muvafakat-verilmemesi-iptali-davasi/ - Yürütmenin Durdurulması bölümü)