TCK m. 158/1-l'de düzenlenen ve 'kendisini kamu görevlisi... olarak tanıtmak suretiyle' işlenen nitelikli dolandırıcılık suçu, hangi toplumsal olguya karşı bir önlem olarak kanuna eklenmiştir? Bu suçun, TCK m. 262'de düzenlenen 'kamu görevini usulsüz olarak üstlenme' suçundan farkı nedir? Kendisini polis olarak tanıtıp, 'terör örgütü hesabınızı ele geçirmiş' diyerek bir kişiden para isteyen failin eylemi, neden sadece nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturur?
TCK m. 158/1-l bendi, özellikle son yıllarda artan ve 'telefon dolandırıcılığı' olarak bilinen toplumsal bir soruna karşı özel bir önlem olarak kanuna eklenmiştir. Bu yöntemde failler, kendilerini polis, savcı, asker gibi kamu görevlisi olarak tanıtarak, mağdurların devlete olan güvenini ve korkusunu istismar etmektedir. Bu suçun, TCK m. 262'deki 'kamu görevini usulsüz olarak üstlenme' suçundan temel farkı, 'amaç' unsurudur. TCK m. 262'de failin amacı, sadece kamu görevini üstlenmektir; bir menfaat temini şart değildir. TCK m. 158/1-l'de ise, kamu görevlisi sıfatını kullanmak, mağduru aldatarak ondan 'haksız bir menfaat temin etme' suçunun bir aracıdır. Kendisini polis olarak tanıtıp 'terör örgütü hesabınızı ele geçirmiş' diyerek para isteyen failin eylemi, TCK m. 42'deki 'bileşik suç' kuralı gereğince sadece nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturur. Burada, kamu görevini usulsüz üstlenme eylemi, dolandırıcılık suçunun işlenmesi için yapılan bir hiledir ve dolandırıcılık suçunun bir unsuru haline gelmiştir. Asıl ve daha ağır olan suç nitelikli dolandırıcılık olduğu için, fail sadece bu suçtan cezalandırılır, ayrıca TCK m. 262'den ceza verilmez. (Kaynak: or.av.tr/nitelikli-dolandiricilik-sucu-sartlari-ve-cezasi/)