Taksirle öldürme suçunda, sanığın eylemi ile ölüm neticesi arasında 'illiyet (nedensellik) bağı'nın kurulması ne anlama gelir? Eğer ölüm neticesi, sanığın öngöremeyeceği, atipik bir gelişme (örneğin, kazadan hafif yaralı kurtulan mağdurun, hastanede kaptığı bir enfeksiyon nedeniyle ölmesi) sonucu meydana gelmişse, sanığın cezai sorumluluğu devam eder mi? Bu durumu, 'objektif isnadiyet' teorisi ve 'neticeyi isteme' unsuru açısından tartışınız.
Taksirle öldürme suçunda illiyet bağı, sanığın dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı fiili ile ölüm neticesi arasında bir sebep-sonuç ilişkisinin bulunmasıdır. Ancak sadece bu doğal (şart teorisi) nedensellik bağı, sorumluluk için yeterli değildir. Ayrıca, ortaya çıkan neticenin faile 'objektif olarak isnat edilebilir' olması gerekir. Objektif isnadiyet teorisine göre, eğer meydana gelen netice, failin eylemi olmasaydı da başka bir nedenle (atipik, beklenmedik, sonradan eklenen bir sebep) gerçekleşecek idiyse veya failin eyleminin tipik bir sonucu değilse, bu netice faile isnat edilemez. Sorudaki örnekte, sanığın taksirli fiili (kaza yapması) ölüm neticesinin ilk şartıdır. Ancak ölüm, kazanın doğrudan bir sonucu olarak değil, sonradan araya giren ve sanığın öngörmesi beklenemeyecek bağımsız bir neden olan 'hastane enfeksiyonu' ile gerçekleşmiştir. Bu, illiyet bağını kesen atipik bir gelişmedir. Bu durumda, ölüm neticesi faile objektif olarak isnat edilemeyeceği için, fail taksirle 'öldürme' suçundan değil, koşulları varsa taksirle 'yaralama' (TCK m. 89) suçundan sorumlu tutulur. Çünkü failin taksiri, yaralama neticesine yöneliktir; ölüm neticesi ise onun öngörü ve kontrol alanının dışındadır. (Kaynak: avmehmetgenc.com/blog/taksirle-oldurme-sucu-ve-cezasi/169)