TBK m. 152, 'Asıl alacak zamanaşımına uğrayınca, ona bağlı faiz ve diğer alacaklar da zamanaşımına uğramış olur' hükmünü amirdir. Bu kuralın, 'fer'ilik (bağlılık)' ilkesi açısından hukuki temelini açıklayınız. Bir anapara borcu on yıllık genel zamanaşımına uğradıktan sonra, alacaklının bu borç için işlemiş olan ancak henüz tahsil etmediği temerrüt faizlerini ayrı bir dava ile talep etmesi mümkün müdür? Neden?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #199141

TBK m. 152'deki kural, 'fer'i (bağlı) hakların, bağlı oldukları asıl hakkın hukuki kaderine tabi olduğu' yönündeki genel hukuk ilkesinin bir yansımasıdır. Faiz, ceza koşulu, rehin, kefalet gibi hak ve borçlar, bir 'asıl alacağın' varlığına bağlı olarak doğan ve onunla birlikte var olan fer'i haklardır. Asıl alacak herhangi bir nedenle (ifa, ibra, zamanaşımı vb.) sona erdiğinde, ona bağlı olan bu fer'i haklar da hukuki dayanaklarını kaybederek kendiliğinden sona erer. Bu, fer'iliğin doğal bir sonucudur. Bu ilke gereğince, bir anapara borcu on yıllık genel zamanaşımına uğrayarak hukuken 'eksik borç' haline geldikten ve borçlu zamanaşımı defini ileri sürdükten sonra, alacaklının artık bu anaparayı talep etme hakkı kalmaz. Asıl alacak talep edilemez hale geldiği için, bu alacağa bağlı olarak işlemiş olan temerrüt faizleri de aynı akıbete uğrar ve zamanaşımına uğramış sayılır. Alacaklının, zamanaşımına uğramış bir anapara borcuna ilişkin faizleri ayrı bir dava ile talep etmesi mümkün değildir. Çünkü faiz alacağı, hukuki varlığını ve dayanağını asıl alacaktan alır; asıl alacak zamanaşımına uğradığında, faiz alacağı da ondan bağımsız olarak varlığını sürdüremez. (Kaynak: www.zulkufarslan.av.tr/tbk-borclarin-sona-ermesi/)