AİHM'nin Ataykaya/Türkiye kararında, Türkiye'nin 'biber gazı kullanımı hakkında yasal boşluk' içinde olduğu tespiti yapılmıştır. Bu tespitin, İHAS m. 2 (Yaşam Hakkı) açısından önemi nedir? Bir müdahalenin (özellikle ölümcül güç kullanımının) 'kanunla öngörülmüş olması' (prescribed by law) şartının, AİHM tarafından nasıl yorumlandığını ve bu şartın sadece bir kanun metninin varlığından mı ibaret olduğunu, yoksa kanunun 'erişilebilir', 'öngörülebilir' ve 'keyfiliği önleyici' nitelikte olmasını da mı gerektirdiğini tartışınız.
AİHM içtihatlarına göre, yaşam hakkına yönelik bir müdahalenin meşru sayılabilmesi için üç temel koşuldan birincisi, müdahalenin 'kanunla öngörülmüş' olmasıdır. Ataykaya kararındaki 'yasal boşluk' tespiti, bu ilk koşulun sağlanmadığı anlamına gelir ve tek başına bu durum bile yaşam hakkı ihlali için yeterlidir. 'Kanunla öngörülmüş olma' şartı, AİHM tarafından dar ve şekli olarak yorumlanmaz. Bu şart, sadece müdahaleye izin veren bir kanun metninin varlığından ibaret değildir. Kanunun aynı zamanda şu niteliklere sahip olması gerekir: 1) Erişilebilirlik: Vatandaşlar, ilgili kanuna ulaşabilmeli ve içeriği hakkında bilgi sahibi olabilmelidir. 2) Öngörülebilirlik: Kanun, bir eylemin hukuki sonuçlarının ne olacağını vatandaşların makul bir kesinlikle öngörebilmesine imkan tanıyacak kadar açık ve net olmalıdır. 3) Keyfiliği Önleyici Güvenceler: Kanun, kamu otoritelerine (polise) tanıdığı takdir yetkisinin sınırlarını çizmeli ve bu yetkinin keyfi kullanımını önleyecek yeterli güvenceleri (örneğin, hangi durumlarda, ne şekilde, hangi oranda güç kullanılacağı gibi) içermelidir. Ataykaya kararında, biber gazı gibi potansiyel olarak ölümcül bir silahın kullanımını düzenleyen açık, öngörülebilir ve keyfiliği önleyici bir yasal çerçevenin bulunmaması, müdahalenin temelden hukuka aykırı olduğu sonucunu doğurmuştur. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/biber-gazi-kapsulu-sonucu-olum-yasam-hakki/)