Bir idari işlemin iptali için açılan davada, davacının 'yürütmenin durdurulması' (YD) talebinde bulunmasının, dava açmanın tek başına idari işlemin yürütmesini durdurmaması (İYUK m. 27) ilkesi karşısındaki önemi nedir? YD kararının, yargılamanın esasına ilişkin bir karar niteliğinde olup olmadığını ve bu kararın idare üzerindeki bağlayıcılığını tartışınız. İdari yargının 'resen araştırma ilkesi'nin YD taleplerinin incelenmesindeki rolü nedir?
İYUK m. 27 uyarınca, idareye karşı dava açılması, o idari işlemin yürütmesini kendiliğinden durdurmaz. Bu ilke, idari işlemlerin 'icrailiği' ve 'hukuka uygunluk karinesi'nden yararlanmasından kaynaklanır. Bu nedenle, davacının, dava konusu işlemin uygulanması halinde telafisi güç zararlara uğrayacağını düşünüyorsa, mutlaka 'yürütmenin durdurulması' (YD) talebinde bulunması hayati önem taşır. YD talebi, davanın esası hakkında karar verilinceye kadar idari işlemin uygulanmasını askıya alan, geçici bir hukuki koruma tedbiridir. YD kararı, yargılamanın esasına ilişkin bir karar değildir; sadece işlemin açıkça hukuka aykırı olduğu ve uygulanırsa telafisi imkansız zararlar doğuracağı yönünde bir ön tespit içerir. Ancak, bu karar idareyi bağlar ve idare, YD kararı uyarınca işlem yapmak veya durdurulan işlemi geri almak zorundadır. İdari yargıda geçerli olan 'resen araştırma ilkesi' (İYUK m. 20), mahkemenin YD talebini incelerken tarafların sunduğu delillerle bağlı kalmayıp, YD şartlarının oluşup oluşmadığını kendiliğinden araştırmasına olanak tanır. Mahkeme, gerekli görürse ek bilgi ve belge isteyerek kararını verir. (Kaynak: kadimhukuk.com.tr/makale/kurumlar-arasi-gecise-muvafakat-verilmemesi-iptali-davasi/)