Nitelikli dolandırıcılık suçunun 'üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi' (TCK m. 158/3) ile 'suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi' (TCK m. 158/3) arasında ne gibi farklar vardır? Bu iki nitelikli halin, verilecek cezaya etkileri (artırım oranları) nasıldır? Bir eylemin 'örgüt faaliyeti' sayılabilmesi için Yargıtay'ın aradığı temel kriterleri (hiyerarşi, devamlılık, üye sayısı) açıklayınız.
Bu iki nitelikli hal, suça katılan kişilerin aralarındaki ilişkinin niteliği bakımından ayrılır. 'Üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi', suçun işlenmesi için anlık veya geçici bir birleşmeyi ifade eder. Burada kişiler arasında hiyerarşik bir yapı veya süreklilik yoktur, sadece sayısal bir çokluk vardır. Bu durumda, verilecek ceza 'yarı oranında' (1/2) artırılır. 'Suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi' ise, TCK m. 220'de tanımlanan, daha organize ve tehlikeli bir yapının varlığını gerektirir. Yargıtay'a göre bir yapının örgüt sayılabilmesi için; en az üç üyesinin olması, üyeler arasında gevşek de olsa bir hiyerarşik bağ bulunması ve belirsiz sayıda suç işlemek amacıyla süreklilik gösteren bir birleşmenin olması gerekir. Eğer dolandırıcılık suçu böyle bir örgütün faaliyeti kapsamında işlenmişse, bu durum daha büyük bir toplumsal tehlike arz ettiği için, verilecek ceza 'bir kat' (yani iki katına çıkarılarak) artırılır. Dolayısıyla, örgüt faaliyeti, basit bir iştirak halinden daha ağır bir yaptırımı gerektirir. (Kaynak: oner.av.tr/nitelikli-dolandiricilik-sucu-ve-cezasi/)