5271 sayılı CMK m. 298 uyarınca, kanuni süresi içinde yapılmayan temyiz istemlerinin, hükmü veren mahkeme tarafından bir kararla reddedilmesi gerekir. Yargıtay'ın, süresinde yapılmayan bir temyiz başvurusunu, ilk derece mahkemesi veya BAM tarafından reddedilmesini beklemeden, doğrudan kendisinin 'temyiz isteminin reddine' karar vermesi usulen mümkün müdür? Bu uygulamanın dayanağı nedir ve yargılamanın hızlandırılması ilkesi açısından nasıl bir rol oynar?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #199106

Evet, Yargıtay'ın süresinde yapılmayan bir temyiz başvurusunu doğrudan reddetmesi usulen mümkündür. Her ne kadar CMK m. 298, temyiz süresinin geçirilmesi halinde istemin reddi görevini öncelikle hükmü veren mahkemeye (BAM) vermiş olsa da, bu bir zorunluluk değil, bir usul ekonomisi düzenlemesidir. Eğer BAM bu ret kararını vermemiş ve dosyayı Yargıtay'a göndermişse, Yargıtay, temyiz başvurusunun süresinde olup olmadığını re'sen (kendiliğinden) inceler. Temyiz süresi, kamu düzenine ilişkin, kesin bir dava şartıdır. Yargıtay, bu şartın yokluğunu dosyanın kendisine gelmesinin herhangi bir aşamasında tespit ettiğinde, dosyayı esastan incelemeye geçmeden, temyiz istemini süre yönünden reddedebilir. Bu uygulamanın dayanağı, Yargıtay'ın yerleşik içtihatları ve 01.06.1990 gün ve 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı'dır. Bu uygulama, usulüne uygun olmayan başvurularla yargının meşgul edilmesini önleyerek ve hukuki süreçleri neticelendirerek, yargılamanın hızlandırılması ilkesine hizmet eder. (Kaynak: Yargıtay 14. Ceza Dairesi, 2018/249 K. sayılı karar - barandogan.av.tr/blog/mevzuat/cmk-madde-291-temyiz-istemi-ve-suresi.html)