TBK m. 136 uyarınca borcun ifasının 'borçlunun sorumlu tutulamayacağı sebeplerle imkânsızlaşması' halinde borç sona erer. Bu 'imkansızlık' kavramını, 'objektif imkansızlık' ve 'sübjektif imkansızlık' ayrımı yaparak açıklayınız. Hangi tür imkansızlığın borcu sona erdirdiği kabul edilir? Ayrıca, 'geçici imkansızlık' ile 'sürekli imkansızlık' arasındaki farkın borcun akıbeti üzerindeki etkisini tartışınız.
İfa imkansızlığı, borçlanılan edimin yerine getirilmesinin fiilen veya hukuken mümkün olmamasıdır. Bu kavram ikiye ayrılır: 1) Objektif İmkansızlık: Edimin, sadece borçlu için değil, herkes için imkansız hale gelmesidir (örneğin, satılan antika bir vazonun depremde kırılması). 2) Sübjektif İmkansızlık: Edimin, başkaları için mümkün olmasına rağmen, sadece borçlunun şahsına ilişkin bir nedenle onun tarafından ifa edilememesidir (örneğin, bir ressamın resim yapacağı elinin felç olması). TBK m. 136'nın uygulanması ve borcun sona ermesi için kural olarak 'objektif imkansızlık' aranır. Sübjektif imkansızlık, genellikle borçlunun temerrüdü sonucunu doğurur. İmkansızlık, süreklilik açısından da ikiye ayrılır: 1) Sürekli İmkansızlık: İfa imkansızlığının kalıcı olmasıdır. Bu durumda borç, TBK m. 136 uyarınca sona erer. 2) Geçici İmkansızlık: Edimin ifasının geçici bir süre için mümkün olmamasıdır (örneğin, pandemi nedeniyle yurtdışına çıkış yasağı getirilmesi ve bir konserin ertelenmesi). Geçici imkansızlık, kural olarak borcu sona erdirmez, sadece borçlunun temerrüde düşmesini engeller. Ancak, bu geçici süre, tarafların sözleşmeyle bağlı kalmasını beklenemeyecek kadar uzarsa veya sözleşmenin amacı ortadan kalkarsa, sürekli imkansızlık gibi borcu sona erdirebilir. (Kaynak: www.zulkufarslan.av.tr/tbk-borclarin-sona-ermesi/)