Bir terör örgütünün üyesi olmamakla birlikte, örgüt adına molotof atma eyleminde bulunan bir sanığın eylemi, 5237 sayılı TCK sisteminde hangi suçları oluşturur? Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2018/337 sayılı kararında, bu eylemin TCK m. 213 (Halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit) olarak vasıflandırılması neden hatalı bulunmuştur? Bu tür bir eylemde, 'tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması' (TCK m. 174) ve 'genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması' (TCK m. 170) suçları arasındaki ilişkiyi ve hangi suçtan ceza verilmesi gerektiğini tartışınız.
Molotof atma eylemi, 5237 sayılı TCK sisteminde birden fazla suçun unsurlarını içerebilir. Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2018/337 sayılı kararında, bu eylemin TCK m. 213 olarak nitelendirilmesi hatalı bulunmuştur. Çünkü TCK m. 213, bir 'tehdit' suçu olup, somut bir tehlike yaratmaktan ziyade, korku ve panik yaratmaya yönelik bir beyanı veya davranışı cezalandırır. Molotof atmak ise, soyut bir tehditten öte, doğrudan bir 'tehlike' yaratan bir fiildir. Kararda, eylemin 'tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirmesi' (TCK m. 174) ve 'genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması' (TCK m. 170) suçlarını oluşturacağı belirtilmiştir. Bu iki suç arasında ise 'bileşik suç' (TCK m. 42) ilişkisi vardır. Molotof gibi patlayıcı/yanıcı bir maddeyi atmak (TCK m. 170), zaten o maddeyi bulundurmayı (TCK m. 174) zorunlu olarak içerir. Bu durumda, daha ağır olan ve asıl eylemi cezalandıran TCK m. 170'den (Genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması) ceza verilir, ayrıca TCK m. 174'ten ceza verilmez. Eylem, aynı zamanda koşulları varsa mala zarar verme veya kasten yaralama suçlarını da oluşturabilir. (Kaynak: avmehmetgenc.com/halk-arasinda-korku-ve-panik-yaratmak-amaciyla-tehdit-sucu-ve-cezasi/)