3091 sayılı Kanun uyarınca, idari makam (vali/kaymakam) tarafından verilen 'tecavüzün önlenmesi' kararının hukuki niteliği nedir ve bu karara karşı hangi yargı yoluna başvurulabilir? Bu kararın kesinliği, tarafların taşınmazın mülkiyetine ilişkin olarak genel mahkemelerde (asliye hukuk) dava açma hakkını etkiler mi? Kanun'un 14. maddesinde düzenlenen 'ihtiyati tedbir' yasağını açıklayınız.
3091 sayılı Kanun uyarınca verilen 'tecavüzün önlenmesi' kararı, bir 'idari işlem'dir. Kanunun 7. maddesine göre, bu karar 'idari yargı yolu açık olmak üzere kesindir'. Yani, bu kararın hukuka aykırı olduğunu düşünen taraf, kararın tebliğinden itibaren 60 gün içinde yetkili İdare Mahkemesi'nde iptal davası açabilir. Kararın 'kesin' olması, idari başvuru yollarının kapalı olduğu ve kararın derhal uygulanacağı anlamına gelir. Ancak bu kesinlik, sadece 'zilyetliğin korunması' yönündendir ve taşınmazın 'mülkiyetinin esası' hakkında bir hüküm ifade etmez. Taraflar, taşınmazın mülkiyetine ilişkin uyuşmazlık için her zaman genel mahkemeler olan asliye hukuk mahkemelerinde tapu iptali ve tescil, müdahalenin men'i gibi davaları açabilirler. Kanunun 14. maddesindeki 'ihtiyati tedbir' yasağı ise şudur: 3091 sayılı Kanun'a göre idari makam tarafından bir önleme kararı verildikten sonra, taraflar mülkiyetle ilgili esas davayı açmadan, adli yargı mercilerinden (asliye hukuk mahkemesi) bu idari kararın uygulanmasını durdurmaya yönelik bir ihtiyati tedbir kararı alamazlar. Bu, idari kararın etkinliğini korumayı amaçlayan özel bir hükümdür. (Kaynak: www.zulkufarslan.av.tr/3091-sayili-kanun/)