Bir kişinin, diğerinin rızası olmaksızın arabasına bindiği ve onu bir süre alıkoyduğu sırada, mağdurun yardım çağırmasını engellemek amacıyla cep telefonunu elinden alması eylemi, TCK m. 124 (Haberleşmenin Engellenmesi) suçunu oluşturur mu? Yargıtay 14. Ceza Dairesi'nin 2016/142 sayılı kararında, bu eylemin hangi suçun unsurları içinde eridiği (tüketildiği) kabul edilmiştir? Bu yorumu, 'bileşik suç' ve 'suçların içtimaı' kuralları açısından analiz ediniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #199098

Bu eylem, tek başına TCK m. 124'teki Haberleşmenin Engellenmesi suçunu oluşturmaz. Yargıtay 14. Ceza Dairesi'nin 2016/142 sayılı kararında da belirtildiği gibi, mağdurun telefonunu elinden almak, asıl suç olan 'Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma' (TCK m. 109) suçunun işlenmesi sırasında, bu suçun icrasını kolaylaştırmak ve devamını sağlamak için yapılan bir eylemdir. Bu durumda, telefonun alınması, hürriyeti kısıtlama suçunun doğal bir unsuru veya ağırlaştırıcı bir şekli olarak kabul edilir ve bu suçun içinde erir (tüketilir). Fail, sadece daha ağır olan Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma suçundan cezalandırılır, ayrıca Haberleşmenin Engellenmesi suçundan ceza verilmez. Bu durum, 'bileşik suç' (TCK m. 42) mantığına benzer bir yorumdur. Bir suçun (telefonu alma), diğer bir suçun (hürriyeti kısıtlama) işlenmesi sırasında zorunlu veya doğal bir parçasını oluşturması halinde, faile sadece asıl ve daha ağır olan suçtan ceza verilir. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/haberlesmenin-engellenmesi-sucu-cezasi-nedir.html)