Bir icra takibine karşı, borçlunun açtığı menfi tespit davasında, takibe konu senedin 'bedelsiz' olduğuna dair ispat külfeti kime aittir? Davacının (borçlunun), senedin lehtarı (alacaklı) ile arasındaki temel ilişkiye (örneğin bir mal alım satım sözleşmesi) dayanarak, bu sözleşme gereği malın teslim edilmediğini ve bu nedenle senedin karşılıksız kaldığını iddia etmesi durumunda, mahkemenin ispat yükünü nasıl dağıtması gerekir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #199092

Kambiyo senetleri mücerret (soyut) borç ikrarını içerdiğinden, kural olarak senedin varlığı, alacağın da varlığına karine teşkil eder. Bu nedenle, bir senedin 'bedelsiz' olduğunu, yani dayandığı temel borç ilişkisinin bulunmadığını veya geçersiz olduğunu iddia eden taraf, bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Dolayısıyla, menfi tespit davasında ispat külfeti, davacı olan borçludadır. Davacı, senedi hangi hukuki ilişki nedeniyle verdiğini ve bu ilişkinin neden geçersiz olduğunu veya borcun neden doğmadığını yazılı delillerle veya kesin delillerle (yemin, ikrar) ispatlamalıdır. Davacının, senedi bir mal alım satım sözleşmesi karşılığında verdiğini ve malın teslim edilmediğini iddia etmesi durumunda, öncelikle taraflar arasındaki bu temel ilişkiyi (sözleşmeyi) ispatlaması gerekir. Temel ilişkinin varlığı ispatlandıktan sonra, bu ilişki uyarınca kendi edimini (senet verme) yerine getirdiğini, ancak karşı tarafın (alacaklının) kendi edimini (mal teslimi) yerine getirmediğini ispat yükü yine davacıda kalmaya devam eder. Davalı alacaklı ise, malı teslim ettiğini ispatlayarak senedin bedelli olduğunu kanıtlamaya çalışacaktır. Ancak temel kural, menfi tespit davalarında ispat yükünün davacıda (borçluda) olduğudur. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/borclar-hukuku/kambiyo-senedinde-cek-bono-bedelsizlik-iddiasi-ile-menfi-tespit-davasi.html)