CMK m. 146, hakkında tutuklama kararı verilebilecek veya yakalama emri düzenlenmesini gerektirecek bir durum olan ve usulüne uygun çağrıya rağmen gelmeyen şüpheli veya sanığın 'zorla getirilmesine' karar verileceğini düzenler. Soruşturma evresinde, şüphelinin ifadesini almak üzere 'zorla getirme' kararını vermeye yetkili makam kimdir? Yargıtay 2. Ceza Dairesi'nin 2006/15580 sayılı kararında, Cumhuriyet savcısının bu kararı re'sen verip veremeyeceği konusundaki uyuşmazlık nasıl çözümlenmiştir ve bu kararın gerekçesi nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #199091

CMK m. 146 uyarınca 'zorla getirme' kararı, temel bir özgürlük kısıtlaması niteliği taşıdığı için, kural olarak bir 'hâkim veya mahkeme' kararı gerektirir. Soruşturma evresinde, Cumhuriyet savcısı şüphelinin ifadesini almak için davetiye çıkarır. Şüpheli bu davetiyeye uymazsa, savcı doğrudan kendisi zorla getirme kararı veremez; bu kararı vermesi için yetkili 'sulh ceza hâkiminden' talepte bulunması gerekir. Yargıtay 2. Ceza Dairesi'nin 2006/15580 sayılı kararında da bu ilke net bir şekilde ortaya konulmuştur. Kararda, 5271 sayılı CMK'nın, Cumhuriyet savcısının yetkilerini düzenleyen 161. maddesinde zorla getirme kararı verme yetkisine yer vermediği, 146. maddenin lafzında da savcının 'istemde bulunacağı'nın belirtildiği vurgulanmıştır. Kanun koyucunun, kişi özgürlüğünü kısıtlayıcı bu önemli tedbir için savcıya doğrudan yetki vermeyip, bir hâkim denetimini öngördüğü sonucuna varılmıştır. Bu nedenle, savcının talebi üzerine zorla getirme kararını verecek olan makam, sulh ceza hâkimidir. Savcının bu konuda re'sen karar verme yetkisi yoktur. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/cmk-madde-145-ifade-veya-sorgu-icin-cagri.html)