TMK m. 640/3 uyarınca atanan tereke temsilcisinin hukuki niteliği nedir? Bu temsilcinin atanmasıyla birlikte, bireysel mirasçıların terekeyi ilgilendiren bir davayı takip etme yetkisi devam eder mi? Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin K.2019/209 sayılı kararında, terekeye temsilci atanmış olmasına rağmen davayı takip eden mirasçının bu yetkisinin akıbeti ne olmuştur ve bu durumun temyiz hakkına etkisi nasıl değerlendirilmiştir?
TMK m. 640/3 uyarınca atanan tereke temsilcisi, hukuki niteliği itibarıyla terekenin yönetimiyle görevli bir 'özel kayyım'dır. Tereke temsilcisinin atanmasıyla birlikte, mirasçıların elbirliği mülkiyetine tabi olan tereke üzerindeki bireysel temsil ve yönetim yetkileri sona erer. Bu yetkiler, miras ortaklığını temsilen münhasıran tereke temsilcisine geçer. Dolayısıyla, terekeye temsilci atandıktan sonra, tek bir mirasçının veya mirasçıların bir kısmının terekeyi ilgilendiren bir davayı takip etme yetkisi (aktif veya pasif dava ehliyeti) kalmaz. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin K.2019/209 sayılı kararında da bu ilke açıkça vurgulanmıştır. Kararda, terekeye temsilci atanmış olması nedeniyle davacının (mirasçının) artık davayı takip yetkisinin kalmadığı belirtilmiştir. Dava ehliyeti bir dava şartı olduğundan, mahkemenin davayı temsilci huzurunda yürütmesi gerekir. Bu yetki sona erdiği için, bireysel mirasçının davayı takip etme yetkisi gibi, verilen hükmü 'temyiz etme hakkı' da bulunmamaktadır. Temyiz hakkı, miras ortaklığını temsilen sadece tereke temsilcisine aittir. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/medeni-hukuk/terekeye-temsilci-atanmasi-davasi.html)