Bir trafik kazası sonucunda mağdurun cep telefonunu alarak onun polis veya ambulans çağırmasını engellemek, TCK m. 124'te düzenlenen 'Haberleşmenin Engellenmesi' suçunu oluşturur mu? Yargıtay 23. Ceza Dairesi'nin 2016/225 sayılı kararında, bu eylemin suçun yasal unsurlarını neden oluşturmadığı kabul edilmiştir? Suçun oluşması için 'haberleşme hattına' yönelik ne tür bir müdahale gerekmektedir?
Yargıtay 23. Ceza Dairesi'nin 2016/225 sayılı kararına göre, trafik kazası sonrası mağdurun telefonunu alarak yardım çağırmasını engellemek, TCK m. 124'teki 'Haberleşmenin Engellenmesi' suçunu oluşturmaz. Kararın gerekçesi şudur: TCK m. 124'teki suçun oluşabilmesi için, kişiler veya kurumlar arasındaki 'haberleşmeyi sağlayan sisteme veya hatta' yönelik fiziki veya teknik bir müdahale ile haberleşmenin kesintiye uğratılması gerekir. Örneğin, telefon kablolarının kesilmesi, baz istasyonuna zarar verilmesi, internet bağlantısının sabote edilmesi gibi eylemler bu suçu oluşturur. Somut olayda ise sanıklar, haberleşme sisteminin kendisine değil, mağdurun haberleşme aracı olan 'cep telefonuna' geçici olarak el koymuşlardır. Bu eylem, haberleşme hattına veya sistemine yönelik bir engelleme niteliği taşımamaktadır. Eylem, koşullarına göre TCK'daki başka suçları (örneğin, yağma, hürriyeti tahdit) oluşturabilir, ancak TCK m. 124'ün özel tanımına uymadığı için bu suçtan beraat kararı verilmesi gerektiği belirtilmiştir. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/haberlesmenin-engellenmesi-sucu-cezasi-nedir.html)